Kategoriler
Paleo Temel Beslenme

Tahılları Neden Yememeliyiz?

Aslında oldukça uzun bir yazı yazdım bu konuyla ilgili. Malesef zaman zaman detayda boğulma eğilimi gösteriyorum. Ben de o yazıyı meraklısı için sonra yayınlamaya, şimdi kısa ve öz bilgi vermeye karar verdim.

Fitik Asit: Tahıllardaki fosfor deposudur. Kulağa iyi birşeymiş gibi gelse de, malesef değil, çünkü fitat çinko, magnezyum, kalsiyum ve demir gibi minerallere bağlanır.  Geviş getirmeyen canlılarda fitaz, yani fitatı sindiren enzim bulunmadığından fitat içeren besinleri çok miktarda tüketmek mineral eksikliği ile sonuçlanır. Bu mineral eksikliği de diş çürüğü gibi sorunlara yol açar.

Enzim inhibitörleri: Tahıl dediğimiz belli nemde ve besleyici ortamda büyüyen tohumlardır aslında. Bu tohumların uygun olmayan koşullarda filizlenmeye başlamasını ise enzim inhibitörleri önler. E, peki bundan bize ne? Şöyle ki, bunların bir kısmı aynı zamanda biz insanların da tahılları sindirebilme yeteneğini de engeller. Hele ki beslenmeniz tahıllar üzerine kuruluysa bu tam facia bir durumdur.

Lektinler: Teknik olarak hemen her gıdada var ama en çok da tahıl ve bakliyatlarda. Doğanın kendi tarım ilacıdır bir nevi ki minicik tahıl tanecikleri korunmuş olsun. Bağırsak duvarını delip, bağışıklık sistemini bozup, leptin direncine yol açabilmektedirler.

Gluten: Hepimiz duyduk artık adını. Buğday, çavdar ve arpa en çok bulunduğu tahıllar. Bir çeşit proteindir. Toplumun %1’ini oluşturan çölyak hastaları bu proteini sindiremiyor ama sorun şudur ki, çölyak hastası olmasa bile toplumun büyük kısmı da gluten hassasiyeti göstermekte. Bu da fitik asit gibi, diğer birçok vitaminin ve mineralin sindirimine ket vurmakta.