Karbonhidrat Bağımlılığını Aşmak – 3

 

Karbonhidrat bağımlılığımızı kabullendik ve kararlar aldık.

Ön hazırlıkları da tamamladık.

Şimdi kendimize oyalanacak şeyler bulmamız gerekiyor yoksa çoğu insan hayatında büyük bir boşluk oluşmuş gibi hissediyor. Bunlar neler olmalı?

1. Spor yapmak

Burda spor derken, spor salonuna yazılın veya da sporsuz zayıflanmaz dediğim anlaşılmasın. Sadece fiziksel aktivite insanları rahatlatan birşey. Özellikle de hareketsiz ofis insanlarını. Ben fiziksel olarak aktif olmadığım günlerde çok daha zor uyuduğumu ve daha huzursuz bir insan olduğumu farkettim.

Peki neler olabilir? Evet, spor salonuna gidilebilir. Ya da her gün en azından 30 dakika yürünebilir, gerekirse servisten/otobüsten erken inerek ya da arabayı biraz uzağa parkederek. Bisiklet alınabilir. Eve kondüsyon bisikleti alıp, TV seyrederken binilebilir. Yoga yapılabilir. Köpek alınabilir ki mecburen yürüyüşe çıkılsın. Frizbi oynanabilir. Dağcılık yapılabilir. Liste uzar gider.

2. Sağlık ve sağlıklı beslenmeyi hobiye dönüştürün.

Bu blogu ya da benzer blogları/siteleri okumak işinize yarayabilir. Bazen hiç beklemediğiniz bir cümle, sizin bam telinize basıp, herşeyi değiştiren düğmeniz olabilir ve birden herşey anlam kazanabilir.

3. Yemek pişirmeden zevk almayı öğrenin

Ne kadar çok farklı gıdalar tüketebilirseniz, o kadar çok aşerirsiniz. Bu yüzden internette bolca bulacağınız sitelerden, tariflerden faydalanın.

Baharatları tanıyın ve farklı baharatlar ekleyerek farklı lezzetler elde edin.

Hatta dışarda buluşmak yerine kendi evinizde arkadaşlarınızı toplayın. Kendi kalenizde sadece uygun gördüğünüz gıdalarla beslenerek, hem sosyalleşmiş hem de risk almamış olursunuz.

Ve, evet, tüm aşamaları tamamladığımıza göre, artık karbonhidrat bağımlılığını aşmak için gerçek adımları atabiliriz.

Bu yazı Karbonhidrat Bağımlılığı kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

10 Responses to Karbonhidrat Bağımlılığını Aşmak – 3

  1. seda der ki:

    bu yemek yapma işine en iyi ornek benimdir herhalde.. dun aksam gene ilk defa denedigim bir seyler yaptım, ki benim icin kural cok basit olması, harika övgüler aldım!! <3

    • Ozlem der ki:

      Yemek postları da alalım sizden o zaman :)

      Çoğu paleo yemek nispeten kolay oluyor zaten ve de lezzetli. Et giren şey zaten lezzetli olduğundan mıdır, nedir

  2. çakıl der ki:

    Yemek yapma ve bunu hobiye dönüştürme kısmı şahane bir yöntem… Artık başkalarının evine gittiğimde misafir ağırlanırken aslında ne kadar az uğraşıldığını ve ne kadar sağlıksız seçimler yapıldığını(cips, patates kızartması, kısır, börek, ekmek) fark ettim. Kendi evimdeyse her şey sağlıklı, alerji dostu ve bırakın insanların aradaki farkı anlamasını, kendi yedikleri versiyonlardan daha bile güzel olduğunu söylüyorlar. Evime gelen insanların yüzlerinde en ufak bir ekşime ya da “ben onu yemesem?” tavrı olmuyor. Sebzeyi sevmeyen insanlara bile sebze yedirmeyi başarıyorum(hiç ısrarsız:)))!!! İşte bunlar beni acayip gaza getiriyor, çünkü dışarıda herkes bir şeyler yerken ben dışlanmış gibi kalıyorum, insanlar “Ay bu da aç kaldı evde de hiçbir şeyi yemiyordur kesin” derken, kendi “kalem”de yaptığım yemeklerle insanları şaşırtıyorum. Bu gurur da ev dışında gittiğim davetlerde yaşadığım ezikliği telafi ediyor:)))

  3. Deniz Can Çığşar der ki:

    Spor kesinlikle şart, yalnız klasik anlamda spor salonuna gidip halsiz kalıncaya kadar olanından değil. Zaten bedenimiz 1-2dk’nın ötesindeki eforlara adaptasyon geliştirmiş değil.. Çıplak doğada insan, yağ deposunun sağladığı limitsiz enerji ile uzun mesafeler yürürken, yalnızca bir avı sıkıştırmak yada bir sorundan kaçmak için 1-2 dk glikojen depolarından faydalanmak zorunda kalmış. Yada ağır yükleri kaldırıp birşeyler inşa etmek yada avladığı hayvanı taşımak için efor sarfetmiş. Bu da 8-10 günde kısa süreli efordan öte değil..

    Karblardan uzak durarak besleniyorsanız, yürüyebildiğiniz kadar yürümek (çünkü her adımınızda yağ yakacaksınız), 8-10 günde bir 1 dk sert koşu, 2-3dk bekleme, haftada 2-3 kere de ağırlık kaldırmak (30dk’ı aşmayacak) gerek ki hem kas miktarını arttırıp, hem de glikojen depoları boşalıp insülin hassasiyeti artsın..

    Ağırlık çalışmadan kaslardaki glikojen depolarını nasıl boşaltacaksınız yoksa?

    • Ozlem der ki:

      Tam olarak benim programım bu işte. Ama Temmuz-Ağustos’ta sıcaklarla birlikte ağırlıklara veda edip yüzmeyi tercih ettim. Bayram sonrası ağırlıklara geri döneceğim, özledim de.

  4. denizanası der ki:

    ağırlıklar nasıl ağırlıklar? mesela şöyle mi?
    http://www.bodyforumtr.com/vbforum/evde-dumbell-ile-al-ma-t13409.html
    yoksa makine filan gerektirenleri mi? spor salonu da aslında zevkli bir şey ama yola gidiş dönüş bir saat harcayınca insan devam ettiremiyor, üyelik paraları ziyan oluyor :) evde yapılacak bir şeyler lazım.

    • Ozlem der ki:

      Evde yapma imkanım yok mekan darlığından ötürü. Eve en fazla kapılara asılan barfikslerden alabilirim.

      Zaten ağırlıklar ile ilgili şunu düşünüyorum. İlk başta gerçekten işi iyi bilen biri ile yapmak lazım, çünkü hareketleri doğru yapmadığınızda kendinizi rahatlıkla sakatlayabilirsiniz ya da etkisi olmayabilir yapılanın. Bir de ilk başlarda sürekli ağırlık artıyor. O yüzden, evde yerim olsaydı da, benim mantığım artırılabildiği kadar arttırıp, sonrasında evde devam etmeyi söylerdi ki evi onlarca gereksiz küçük ağırlıkla doldurmayayım.

  5. pinar der ki:

    Merhabalar rica etsem yazinizdaki “kopek alinabilir ki yuruyus yapılsın” cumlesini kaldirir misiniz? Cok yanlis oldugunu dusunuyorum sadece yuruyus icin bir canli alinmasi fikri cok rahatsız ediyor.Ayrica ülkemizde zaten hayvanlari çeşitli sebeplerle alip sokağa atmak cok yayginken insanların akıllarına bir sebep daha vermeyelim. Yazilarinizi keyifle takip ediyorum bu ricami dikkate alırsanız cok memnun olacağım. Teşekkürler

    • Ozlem der ki:

      Ben de tam tersine, aynı sebepten dolayı yazmıştım oysa ki. Zaten anlamsız sebeplerle atıyorlar, bari bana iyi gelecek düşüncesiyle atmayıp sahiplensinler diyorum :) Ne dersiniz, sileyim mi yine de?

  6. bahar der ki:

    Merhaba,Benim herhangi bi alerjim yoktu.hala da klasik tıbba göre yok.ancak homeopati ve biorezonans tedavilerim boyunca anladimki bugday ve sut urunleri (şekeri yazmıyorum bile) bana yaramiyor (sadece bana degil aslinda bu ürünler insan metabolizması icin uygun urunler degil.) O nedenle sizin bahsettigiz gibi bazen blog blog dolasiyorum zihnisinir tarifler bulup uyguluyorum.sizin sitenizde bana bu anlamda cok guzel bir kapı açtı.yazılarınızın cogunu okudum.emeginiz icin tesekkurler.tariflerinizinde devamını bekliyorum:)sevgiler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir