Güneş Kremlerinin Karanlık Yüzü

Yaz ve güneş kremleri kullanma zamanı geldi bile. Çoğu insan sadece güneşlenirken yanmamak için kullansa da, özellikle bayanlar şehir içinde her saniyeyi güneşten korunarak geçirir oldular. Daha çok kozmetik ürünü satmak için bahane hazırdı: cilt kanserinden korunmak

Bununla birlikte güneş kremlerinin etkinliği tartışılır.

Önce düşmanı tanıyalım. 3 tip cilt kanseri var: pul hücre karsinoma (karsinoma bir kanser türüdür), bazal hücre karsinoma ve kötü huylu melanoma.

İlk 2 tip güneşten oldukça etkilenir ve güneşe daha çok maruz kalan yüz, kulak, el gibi yerlerde görülür. Cilt kanserlerinin %90’ı bu 2 tiptedir ama cilt kanserinden ölümlerin ancak %15’i bunlardan kaynaklanır. Öte yandan cilt kanserlerinin ancak %10’unu oluşturan melonama ölümlerin %85’inden sorumluyken, genelde güneşe maruz kalmayan yerlerde görülür, güneş yanıkları risk faktörü olmasına rağmen. Kanser olmamak için güneş kremi sürenlerin aklında daha çok melanoma vardır.

2000 yılında Lyon, Fransa’da Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı tarafından bir panel yapıldı. Panel sonucuna göre güneş kremleri pul hücre karsinomayı önlemede etkiliydi. Ama bir şartla: Güneşte kalma süresini uzatma amacıyla kullanılmadığı sürece. Oysa ki, güneş kremini kullanmanın ana amacı bu çoğu insan için. Yanma derdi olmadan güneşte daha uzun vakit geçirebilmek herkesin derdi.

Peki melanomaya etkisi? Malesef tam tersine. Yani güneş kremi kullananlarda riskin daha fazla olduğu görülmüş. Bunun sebebi, güneşte normalde kalacaklarından daha uzun süre kalmaları olabilir. Yani UV ışınları istediği kadar bloke etsin, yine de yeterli değil. Bunun yerine gölgeye geçmek ve kapalı kıyafetler kullanarak güneşten korunmak çok daha akılcı olacaktır.

Bunun yanı sıra güneş kremlerindeki kimyasallar da ayrı bir sorun ama başka bir yazının konusu olduklarından sadece uyarıp, konuyu şimdilik kapatırım.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
This entry was posted in Bilimsel and tagged , , , , . Bookmark the permalink.

5 Responses to Güneş Kremlerinin Karanlık Yüzü

  1. Begüm says:

    Sevgili Özlem,
    size hamile iken, gebelikte Paleo beslenme üzerine sorular sormustum.
    Hamilelik boyunca 5 kilo aldim, öglum saglikli bir sekilde 3.600 kg ve 55cm dogdu. (Belki ilgilenenler olur diye bu bilgileri verdim).
    Oglum simdi 4 ayini doldurdu ve yeniden Paleolu olma zamani geldi. Zayiflamak istiyorum ama Peynirimden asla vazgecemem (yoksa vazgecmem mi gerekecek) Peynir konusunda neye dikkat etmem gerekecek.

    Tesekkürler
    Begüm
    Not: Karabugday ile tecrüeleriniz nedir, burada (Almanya) onunla pankek falan yapanlar var.

    • Ozlem says:

      Öncelikle uğlunuza sağlıklı bir ömür dilerim.

      Peynir konusu (daha doğrusu tüm süt ürünleri) gri bölgede kalıyor. Bazıları sorun yaşamazken bazıları çok sorun yaşıyor. Bunu anlamanın tek yolu da 1 ay ara verip, sonra teker teker süt ürünlerini 3-4 günde bir ekleyerek sorun yaratıp yaratmadığına bakmak. Bu arada genel olarak süt ürünlerine hassas olanlar keçi sütü ile yapılan ürünlere tepki vermeyebiliyor. Denenebilir.

      Karabuğday burada çok yaygın bulunan bir ürün değil. Ben de o yüzden erişmek için çaba harcamadım. Nihayetinde tahıldır, onu da çimlendirmek vs gerekecektir. Uğraşmaya değer görmedim.

  2. Nurettin Göksu says:

    Merhaba, Emine Şahin’in Gerçek Ekmek isimli kitabını okumanızı tavsiye ederim. Buğdayın hangi türü olursa olsun ekmeğinizi ekşi mayadan yaparsanız buğdaydaki sindirimi zor olan proteinler sindirilebilir hale geliyor. Detaylar kitapta. Peynir için şunu söyle bir tüketim usulü eskilerden bize nakledilmiş. Peyniri yemeklerden sonra bir parça yemek hem hazmı kolaylaştırıyor hemde ağız içini alkaliye çeviriyor. Peynir kahvaltıda veya öğün olarak yenecekse ceviz ile beraber yemek tavsiye ediliyor. Çünkü ceviz ve peynir ikiside ayrı ayrı yendiğinde hazmı zor gıdalar iken beraber yenince hazmı kolay hale geliyor.
    Ayrıca ne yerseniz yeyin, az yeyin. Mide içinde havaya yer kalmazsa gıdalar midede bozulur ya geğirti veya gaz olarak dışarı çıkar.

    • Ozlem says:

      Katıldığım yerler var ama katılmadığım yerler de var. Ekşi maya çok faydalıdır ve proteinlerin “büyük kısmını” sindirilebilir hale getirir ama tamamını getirmez. Konu ile ilgili detaylı yazımı burda bulabilirsiniz: http://paleocafe.org/2011/12/28/cimlendirme-ve-fermentasyon/
      Peynir konusuna tam anlamı ile katılamayacağım zira süt ürünleri özellikle Türkler arasında çok fazla problem yaratmakta ve peynir de yoğurttan daha problemli aslında. Herkese uygun bir çözüm değildir. Detay için: http://paleocafe.org/2011/05/31/671/ Ayrıca ağız içinin alkali olmasının da çok anlamı yok: http://paleocafe.org/2013/11/12/alkali-ya-da-ph-diyetleri/

      Son olarak da az yemeye kesinlikle karşıyım, yeteri kadar yenmeli. Arabanızı da sürekli çok az yakıtla kullanırsanız tortular ve pislikler problem yaratır, aracınız performanslı çalışmaz, bedeniniz de. Tam paleo beslenildiğinde her türlü vücut gazı yok denecek kadar azalmaktadır zaten, merak etmeyin.

Bir Cevap Yazın