Paleo Beslenme Koçluğu

Paleo Beslenme Koçluğu’nun kapsamı nedir?

Ben bunu ikiye ayırdım.

Öncelikle tanışma seansı.

Kişinin bilgi seviyesine, siteyi ne kadar okuduğuna ve hazmettiğine göre değişmekle birlikte 2-3 saat kadar sürmektedir.

  • Bu seansta neyin niçin yapıldığı ve yapılmadığı aktarılır.
  • Sonrasında kişinin hedefine göre gündelik neler yiyebileceğine bakılır.
  • Örnek bir haftalık menü verilir.
  • Dışarda yemek yerken dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında uyarılır.
  • Kişinin alması gereken protein /yağ / karbonhidrat bileşimi belirlenir.
  • Yapılacak spor konusunda yönlendirilir.
  • Gerekli görülürse bir süpermarket seansı ile kapatılır.

Birçok kişi için, başlangıç aşamasında kaybolmadan ilerleyebilmesi için elinden tutmam yeterli olacaktır.

Öte yandan, birçok kişi ise süreç esnasında da elinden tutmama ve koçluğuma ihtiyaç duyacaktır. Bu durumda ise, haftalık takip seansı yapılacaktır.

  • Kişinin tuttuğu haftalık yemek tablosu incelenir.
  • Süreç esnasında doğan sorular cevaplanır. (Bunlar için bir hafta beklenmez, telefon ya da e-posta yoluyla anında çözülür.)

İstanbul içinde canlı olarak yapılabildiği gibi Skype kullanarak da yapılabilir.

Ücretlendirme

Tanışma Seansı – 200TL (Çiftlere toplam 325TL ve 3 kişi ve üstü gruplarda kişi başı 140TL)

Takip Seansı – 50TL (Çiftlere toplam 80TL ve 3 kişi ve üstü gruplarda kişi başı 40TL)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
This entry was posted in Paleo. Bookmark the permalink.

8 Responses to Paleo Beslenme Koçluğu

  1. Necrolyt says:

    Koçum benim be!…
    Zerre spor yapmadan 4 ayda ben 14 kilo eşim 16 kilo verdik kuzum sayende..
    Borcum neyse hesaplayıver :)

  2. europa says:

    işte beklenen hizmet:)

  3. aylin says:

    selaammm,
    özlem in koçluğu sayesinde yaklaşık 2,5ayda 10 kilo verdim.
    hiç aç kalmadım, keyfim kaçmadı, mutlu mesut, halada vermeye devam :)))

  4. carmen says:

    Merhaba,
    Özlem’in yol göstermesi ile bende zaten karar vererek başlamış olduğum Paleo beslenmede o kadar çok bilgiye ulaştım ki… Hiç aç kalmadan, elim ayağım titremeden, yoksunluk yaşamadan zayıflıyorum. Bitmeyen sabrı, araştırmacı yönü ve tabi ki sitede de yer alan leziz tarifleriyle bunun bir hizmet haline dönüşmesi bence çok yerinde olmuş. Başarılar dilerim.

  5. europa says:

    lütfen beni ilk sıraya yaz:)

  6. seda says:

    rahatlıkla daha önceki zamanlarda da, paleocafe’den evvel de taş devri beslenmesini okuyup uyguladıgımı soyleyebilirim. ama her ne kadar bu güzel bir yasam arazı olsa da, kabullensem de, 3 ayı geçmemişti denemelerim.

    her seferinde, hayat zor, başım kalabalık, ucu kactı derken girdaplara girdim. ve cikmam, hele ki ciktiktan sonra normale donmem cok zor sürdü.

    hele ki şu son dönem düzeni oturtmam, her rüzgarda savrulmam cok yıprattı beni. ve sadece bilmek, daha önce uygulamış olmak asla yetmedi.

    bu nedenle, koçluğun, sürekli bir desteğin, bilinçli ve sizin denediklerinizi deneyen kişilerle bir arada olmanın önemine inaniyorum. alacağınız ufak destekler, tekrarlayacaginiz bilgiler, gercekten sizin bağınız oluyor.

    amaç dediğimiz şey bize yol gösteriyorsa, e yolumuz da zorsa; yeterince istekli oldugumuz gibi yardım alabilmeyi de bilmemiz gerekiyor.

  7. Uruk Hai says:

    Paleo Cafe ile uzun süre önce tanışmama karşın, Taş Devri Diyeti’ni dört ay kadar önce yapmaya başladım sanırım. “Sanırım” diyorum, çünkü bu “sanırım” belirsizliği, benim bu süre zarfında 14 kilo verebilmiş olmamın en önemli psikolojik etkenlerinden birinin temelini oluşturuyor.

    Kendime fazla kilolar konusunda dürüst olmaya karar vermeden önce; “Normal yiyorum, sürekli olarak da aynı kararda yiyorum. Abartılı bir yemek yeme alışkanlığım yok. Ama kilo almaya devam ediyorum. Demek ki su içsem yarıyor” şeklindeki kandırmacalarım ile 88 kiloya ulaştığımı fark ettim. 88 kilo, açıkçası benim fiziğimde biri için oldukça ciddi bir sorunmuş, bunu ancak sorunum ile barıştıktan sonra görebildim. Sevgili Özlem ile yaptığım bir konuşma, bana sabırla anlattığı Taş Devri Diyeti ile yakından ilgilenmemi sağladı. Çünkü ben “diyet” psikolojisine asla giremeyen biriyim ve o moda soktuğumda kendimi, en fazla iki gün dayanabiliyorum. Yaşadığım şeyin de eziyet olduğuna inandığım için başarılı olamıyorum. Ancak Taş Devri Diyeti’nin böyle bir etki yaratması mümkün olmadı bende… Neden mi? Açıklayayım:

    Taş Devri Diyeti’nin aslında benim gerçekte zaten ağırlıklı olarak tükettiğim ve sevdiğim gıdalarla ilerlediğini anladım. Yapmam gereken şey rejim ya da diyet değil, daha çok beslenme biçimimi terbiye etmek gibiydi… Bu ana fikre ulaşınca da gerisi çok kolay geldi diyebilirim. Beslenme biçimimi terbiyeye başladıktan sonra gördüm ki, aslında ben gereksiz biçimde “fazla yiyen” biriymişim. Hayatımdan bu fazlalıkları çıkardığımda, hiçbir şekilde açlık çekmeden ve “ıyyy, bu da yenir mi?” dediğim hiçbirşeyi yemek zorunda kalmadan, sanki hiç rejim yapmıyormuş gibi zayıflamaya başladığımı gördüm.

    Bugün, benim için “teşekkür notu” anlamına gelen bu satırları yazarken, tam 74 kiloyum ve hedefim olan 70-72 kilo aralığına, elimi uzatsam dokunacak kadar yakınım. Kendimi daha çekici, daha özgüvenli hissetmek gibi dertlerim hiç olmadı ancak şu an hissettiğim en önemli duygu, kendime karşı kazandığım bir zafer duygusu… bu bir çeşit savaş haline gelmişti ve ben neredeyse hiç canımı acıtmadan kazandım bu savaşı… İşte özellikle bu yüzden çok teşekkür ederim sevgili Özlem… Sen benim hep Sensei’m olacaksın 

    Sevgilerimle

    Serkan SANÇ

Bir Cevap Yazın