Bir lokmayla değişir herşey!

Bayram geldi geçti ve bir kısmınız belki %20 kaçamakla durmayı başarırken, bir kısmınız ise tamamen savruldu.

Zaten yazın ayrı, kışın ayrı bahanelerimiz var. Kışın sanki daha çok mu oluyor ev partileri, pizzalar, sıcak şaraplar, brunch’lar, kahvecide buluşmalar ve tam kasanın yanında duran tatlılarla boğuşmak gerçekten bazen çok fazla olabiliyor.

Biz paleo’cular olarak başka beslenme biçimlerini uygulayanlar gibi değiliz. Aklımızı kullanabildiğimiz gibi %80’in de bir başarı olduğunu kabul ediyoruz ve her türlü ortamın keyfini çıkartabiliyoruz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
This entry was posted in Karbonhidrat Bağımlılığı, Paleo and tagged , , , , , , . Bookmark the permalink.

22 Responses to Bir lokmayla değişir herşey!

  1. europa says:

    ühühühüh:(
    dün için çok pişmanıııııımmm:((

  2. Türker says:

    Ben bayramı firesiz atlatan nadir şanslılardanım sanırım. Bol kavurma ve türevlerini yiyerek bayramı atlatabildim.

    Özlem’in limonlu cheesecake zaafı benim için de Starbucks’ın caramel macchiato’su için mevcuttu. Ama Sumatra gibi sade Starbucks filtre kahvelerinin de oldukça güzel olduğunu farkedince sorun büyük oranla ortadan kalkıyor.

    Olay bir tercih yapıp alternatifler yaratmak; gideceğimiz her yerde bir alternatifimiz olmalı.

    Dışarı çıkarken zaten özellikle evde yiyip çıkmaya çalışıyorum ama yine de bir yerlerde bir şeyler yiyip içmem gerekiyorsa alternatiflerim şunlar:

    Alışveriş merkezindeysem: pidesiz iskender (duble porsiyon ve bol tereyağlı)
    Taksim civarlarında: porsiyon halinde adana kebabı
    Starbucks’larda: Filtre kahve (Genelde günün kahvesi)
    Diğer kafelerde: Çay, filtre kahve, içine limon suyu ilave edilmiş sade soda
    Alkollü ortamlarda: Cin fizz (şekersiz ve limonlu), tekila, rakı

    Elimizde bu tür listeler olursa bu konuda zorlanacağımızı pek düşünmüyorum. Diğer herkesten de alternatiflerini duymayı çok isterim doğrusu.

    • Ozlem says:

      Bende tek fark alkol olarak şarabı tercih etmem.

      Memleketimde her yerde Adana kebap bulunabilmesi büyük bir hareket özgürlüğü sağlıyor kesinlikle.

      • Türker says:

        Maalesef şarap ikinci kadehin ardından mideme dokunmaya başlıyor. Keşke olmasa da içebilsem bol bol.

        Adana kebap konusunda kesinlikle katılıyorum. Dönerimiz, Adana kebabımız hatta İskender’imiz sağolsun çoğu ülkeden şanslıyız bence bu konuda, özellikle de Amerika’dan (Sabah kahvaltısında Burger King’den hamburger yemek zorunda kaldığımı bilirim)

        Bu arada Çin restaurantları da benim için vazgeçilmezler arasında. Çok lezzetli yiyecekler, sağlıklı ve çiğ kalacak kadar pişirilmiş sebzeler açısından Çin mutfağını da çok beğeniyorum.

        Kızartma ve soyadan kaçınırsanız Çin mutfağı da son derece paleo olabiliyor :)

  3. Refi says:

    Ben de tam bir Starbucks delisiyim :) Ayrıca paleo ile yeni tanışan ama hikayesi derin ve biraz farklı olan biriyim .
    Tüm tatlılarına zaten kocaman bir çizgiyi çektim. Tüm tatlı krizlerim ve bağımlılığıma karşılık ! Ancak cappucinodan vazgeçemiyorum :( arada filtre kahveye alışmak için denemeler yapıyorum ancak süt olmadan çok zor :(
    Benim işime yaradığını düşünüyorum belki starbucks müdavimi olanlara faydası olur aşağıdaki link zira kalorileri kadar karbonhidrat değerleri de çok çok önemli hatta daha önemli diye düşünmekteyım.

    Her ne kadar o tatlılardan uzak dursam da çikolata yoğun kıvamda resmen deli gibi istemekteyim ancak kakao ve hindistan cevizi ile kendimi avutmaya çalışmaktayım..
    http://www.starbucks.com.tr/pdf/nutrition.pdf

  4. çakıl says:

    aa ben de Cafe Nero’da unsuz kurabiye diye bir şey buldum, tamamen yoğun çikolata ve cevizden oluşuyordu, bayramda hayat kurtardı:)))

  5. carmen says:

    Ben de bayramı firesiz atlattım ve deli gibi spor yapmayı da başardım :)) Tabi 4 gün boyunca evime 5 km.uzaklıktaki Starbucks cafe ye gidip içtiğim Latteleri saymazsak (ama sanırım onda sorun yok kahve ve süt değil mi sonuçta?) Bunun dışında ben de bütün bayramı döner, kebap, tavuk, pastırma, köy yumurtası beşlisi ile geçirdim diyebilirim. Alkol çok az kullanıyorum aslında kırmızı şarap severim ama migren ataklarına neden olduğundan artık beyaza döndüm.

    Ben de önceden alternatifleri belirleyerek gitmek konusunda Türker’e katılıyorum. Genellikle burada güvenle yemek yiyebildiğim tek yer olan Kırçiçeği Rest.a gidiyoruz. Orada da öyle geniş bir kebap menüsü var ki zorlanmıyorum zaten.

    Aslında paleo beslenirken genelde zorlanmıyorum sadece bazı zamanlar kuru meyveleri yemeyi çok istiyorum (eskiden beri tatlıyla aram iyi değildi) Sanırım hiç meyve yemediğimden ve yıllardır çayı kahveyi hep şekersiz kullandığımdan zaman zaman şeker ihtiyacı doğuyor o zamanda 1-2 kuru kayısı ya da erik yiyorum. O kadarcık olsun yani değil mi ama ? :))

  6. Pingback: Paleo Balkabaklı Cheesecake | Paleo Cafe – Taş Devri Diyeti ile Hizmetinizde!

  7. seda says:

    bugun yarım porsiyon mozaik pasta yedim!! hemen bunu okudum..vaz geçmek, caymak, uzulmek yok!! sonrasinda hemen prensipli devam var!

  8. Nur says:

    Merhaba Özlem,
    Sitene insülin direncini araştırırken rastladım. İnsülin direncini araştırmamın nedeni de gazetede pkos ile olan ilişkisine dair bir yazı okumamdı.

    10 sene önce pkos teşhisi kondu bana ve o zamandan beri gittğim hiçbir doktor bana insülin direncinden bahsetmedi. Tek söyledikleri kilo alma idi. Ne güzel, değil mi?

    Sitede ilk önce insülin direnci ile ilgili yazılarını, sonra da tüm yazıları okudum. Son 3 senede aldığım 6 kilonun ve gayet ikna edici yazılarının da etkisiyle paleo beslenmeye karar verdim.
    Bu arada, paleonun 2.haftasında gidip kan testi yaptırdım. Tiroid hormonları, insülün ve glukoz değerlerim referans aralıklar içerisinde çıktı. Bu arada yaşadığım kabızlık sorunu için Solgar’ın Psyllium Husks Fibre hapına başladım.

    İlk 1 ay sonunda kilo veremeyince, geri döndüm, siteyi yorumlarla birlikte baştan okudum. Yağ ve günlük protein eksikliğinden olabileceğini düşündüm. Sade neskafeme 1 tatlı kaşığı hindistan cevizi yağı eklemeye ve sabah kalkar kalkmaz ve gece yatarken 1 bardak süte karıştırdığım protein tozuna başladım. Bu şekilde de 1 ay geçti.

    2 ayın neticesinde tartıda farkeden 500 ile 700 gram arası bir ağırlık. Evet, kilo vermek ilk amaç olmamalı, olabildiğince sağlıklı yaşamak için adımlar bunlar ama insan şekeri, çikolatayı, pilavı, makarnayı kestikten sonra bunların tartıya yansımasını da görmek istiyor :)

    İnternette de biraz araştırma yaptım, ingilizce sitelerden de -anlayabildiğim kadarıyla :)- tatmin edici bir cevap alamadım.

    Bir yerde yanlış yapıyorum ama nerede yaptığımı bulamıyorum. Sonra da bunu takıntı haline getiriyorum. Belki de takıntı haline getirdiğim için kilo veremiyorum, bilmiyorum :)

    Bir şekilde bu siteye yolu düşüp, paleo beslenmeye karar veren biri de bu tarz bir şey yaşar ve cevabını buradan bulabilir diye sana durumu anlatmak istedim. Belki diğer arkadaşların da önerisi olabilir.

    Bu siteye verdiğin emekler ve yaptığın araştırmalarla bizi aydınlattığın için tekrar tekrar teşekkürler.

    Sevgiler

    • carmen says:

      Merhaba Nur,

      Ben de pkos teşhisi yok insülin direnci de yok. Tamamen Paleo beslendiğim halde (02.09.11 tarihinden beri) bendeki kilo kaybı o tarihten bu yana 6,5 kg.oldu. Benim yarım kadar buna uyan insanlar bile 10-12 kg.kaybederken bu bana da az geldi. Ama şunu kabul etmek gerekiyor bence herkesin metabolizması farklı. Bana göre benimki 15 senedir sürekli diyet-diyet bozma arasında gidip geldiğim için böyle oldu. Moda olan her diyet ve diyetisyeni denemeye çalışmaktan sanırım artık bir direnç gelişti. Bir de düzenli spor yapamıyorum ben (bel fıtığı rahatsızlığı nedeni ile) sen yapabiliyor musun? Spor yaptığım dönemde kilo veriyorum çünkü yapmadığım dönemde sabit kalıyorum.

      Tabi ki Özlem daha iyi irdeleyecektir bu konuyu ama hiç kaçamak yapmadan tam Paleo beslenerek (arada 1-2 kuru meyveyi ve geçen haftaki balkabaklı cheesecake ten 4 dilim yememi bu uzun süreç içerisinde kaçamak olarak saymıyorum) az kilo veren biri olduğum için paylaşmak istedim.

      Kolaylıklar dilerim.

    • Ozlem says:

      Sevgili Nur,
      Ben de PKOS ile 20 yıl geçirdim ve abartmadan farklı şehirlerde en az 20 doktora gittim ama hiçbiri bana da insülin direncinden bahsetmedi. Sonrasında da test yaptırmadım ama gel gör ki gayet varmış insülin direnci. Şimdi 1 yılı aşan paleo beslenme sonucunda neyse ki eskisine göre çok daha iyi durumda. (Gerçi ben de çok üstüne gitmiyorum)

      Neyse, gelelim kilo verememene. PKOS ve insülin direnci eşliğinde kilo vermek gerçekten zor. Hele üstüne bir de nispeten hareketsizlik eklenince. Günde en azından 1 saat yürümeye başlarsan fark yaratabilir. Küçümsenen bir konu olsa da uyku ve stres de kilo vermeni durdurabilen faktörler.

      Bunların dışında, benim bol miktarda okuduğum da şudur: Bazı bünyeler paleo beslenmeye geçiş yaptıklarında, daha ilk haftadan tıkır tıkır kilo vermeye başlarken, bazılarında ise bünyenin alışması ve normale adapte olması gerekiyor. Yani bir şekilde, vücut aldığı hasarların sonrasında birden paleo beslenme mutluluğuna eriştiğinde, bunu öncelikle hasarlarını tamir etmek için kullanıyor sanki ve de 6 kilo fazla ise öncelik değildir kesinlikle :) Ya da, böyle mutlu mesut beslenmeye devam edeceğinden emin olmak istiyor sanki birşeyleri değiştirmek için.

      Son olarak şunu eklemek istiyorum. 6kg vermeniz gerektiğine emin misiniz? Biz kadınlar bazen fazla mükemmelliyetçi olup aslında kilo vermemiz gerekmediğinde bile kilo verme çabasında olabiliyoruz. Beni alalım ele. Şu an kilo vermem gerekmiyor, sağlıklı bir kilodayım. (boyum 165 ve kilom 52-53 aralığında dolaşıyor) Her ne kadar kilo vermek için çaba göstermiyor olsam da, tam 50kg olmak istemediğimi söyleyemem. Gerekli mi? Hayır, hem de kesinlikle hayır. Mızmızlanıyor muyum? Evet, kesinlikle evet :) Bilmem anlatabildim mi?

      Öte yandan, ben kolay kilo alıp kolay kilo verememekten inanın zerre şikayetçi değilim. Çünkü, ben ‘sağlıklı bol tahıllı ekmekleri’ yerken kilo almasaydım, bu sefer başka hastalıklar çıkacaktı bünyemde. En azından çok daha ciddi hastalıklarla uğraşmak zorunda kalmıyorum.

      Biliyorum, çok uzattım ama bazen dışardan görünüş aldatıcı olabilir: Yazın bir arkadaşımla köftecideyiz. Yan masada ise 2 bey vardı, biri obezlik derecesinde olmak üzere ikisi de kilolu. Masalar çok yakın olduğundan, garson beylerin yedikleri üzerinden cevapladı bizim soruları. Sonuç: iki bayan olarak o çoook kilolu beyler gibi 1.5 porsiyon siparişlerimizi verdik. Bize bakışlarını unutamam. Nihayetinde onlar kadar yememize rağmen yarıları kadardık. Ama fark: Biz onlar gibi kola içmedik, su içtik ve biz onlar gibi köftenin altındaki pideleri de yemedik :) Bu iki küçük fark aslında büyük resimde çok büyük fark yaratıyor. Muhtemelen bizlerin de yiyip yiyip kilo almayan insanlardan olduğumuzu düşünmüşlerdir ama gerçeklerle yakından uzaktan alakası yok…

  9. Nur says:

    Merhaba Carmen,
    Cevabın için teşekkürler. Düzenli spor yapmıyorum ne yazık ki. Haftada 2 veya 3 kez pilatese gidiyorum. Bir de mümkün olduğunca yürümeye, hareket etmeye çalışıyorum. (Çamaşır makinesinden çamaşırları sepete doldurmak yerine tek tek alıp asmak filan gibi :))
    Spor önemli bir etken, eminim. Ama yorumlarda ve forumlarda “Zerre spor yapmadan şu kadar kilo verdim” diye yazanları gördükçe de kıskançlıktan çatlıyorum. :)
    Kaçamak olarak haftada 1-2 kez küçük bir kare bitter çikolata veya kuru kayısı eğer buna sebep oluyorsa terk edip gidicem bu diyarlardan :)
    İlgin için tekrar teşekkürler.

  10. carmen says:

    Rica ederim, aynı şeyleri hissediyoruz demek ki ! Ama ben şöyle düşünüyorum en azından yukarı doğru bir gidiş yok azar azarda olsa aşağıya doğru bir gidiş var demek ki uzun bir zamanın sonunda da olsa sağlıklı kiloma inebileceğim. Bu konuyu takıntı haline getirince çok mutsuz oluyorum ben ve artık başkalarıyla kıyaslamamaya çalışıyorum kendimi. Bir de aslında kilo normal olsa bile sporun hayatımızın içinde yer alması şart. Ben de Haziran ayına kadar hem yürüyüş hem de pilates yapıyordum. Pilatesi gerçekten çok özlüyorum çok zevkliydi bana göre.

  11. Refi says:

    Nur, Carmen ,Özlem

    Paylaşımlarınızı ilgiyle takip ettiğimi söylemek istiyorum.
    Kendimi çok çaresiz ve yalnız hissettiğimi de söylemek istiyorum zira işin psikolojik tarafını da irdeleyince Özlem’in de uyarısını dikkate alarak bende yeme bozukluğu sorunu olduğunun çok net farkına vardım.

    Büyük bir cesaretle buraya yazmaya karar verdim. Bunun bağımlılıktan hiç bir farkı yok…Üzerine gittikçe de daha çok patlak verdi. Bi yandan diyetisyene devam ediyorum ve tabi ki ona da anlatamıyorum. İş arkadaşlarımdan, yakın arkadaşlarımdan, ailemden herkesten saklarken buraya yazmam da gerçekten tuhaf ama içimde biriktirdikçe daha da yoğunlaşıyor.
    Tatlı krizlerini durduramıyorum. İşin ilginç ve acı veren tarafı da onca sene saçma sapan diyetlerle ve son bir sene de neredeyse hiiiç yemeyerek dengemi mahvetmiş olmam.

    Sadece paylaşmak istedim …

    • Ozlem says:

      Oysa ki hiç de yalnız değiliz. Birbirimizi tanımıyor olsa da hepimiz benzer baskıların altında geçiriyoruz kendimizi. Sadece kimimiz bu baskıyı bir şekilde daha kolay taşıyabilirken kimimiz muhtelif sebeplerle daha zor taşıyoruz, ama hepimiz taşıyoruz.

      • carmen says:

        Sevgili Refi,

        Yıllarca bende de duygusal yeme bozukluğu olduğunun ben de bir müddet önce farkına vardım normal bir şekilde yemek yemeye başlayınca. Normalden kastım sadece acıktığımda ve sağlıklı besinleri yemek. Ama önceki 15 yılda ben de sürekli düşünmeden özellikle karbonhidratlı yiyecekleri (tatlıyla çok aram yoktu ama börek, pilav, makarna vazgeçilmezlerimdi) hiç acıkmadan yerdim. Hatta güne açma ile başlayıp öğle yemeğinde makarna ve akşam börek ile sonlanan günlerim vardı ve çoğunluktaydı. Ama şimdi hiç birisini aramıyorum ve yemiyorum. Ben de yıllarca diyetisyen, doktor dolaşıp her türlü diyeti deneyip, kendimi aç bırakarak sonrasında deli gibi yemeklere saldırarak bir 15 yıl geçirdim. Seni çok iyi anlıyorum. Ama sonra aynı sigara ile olan ilişkim gibi üzerinde düşünüp neden yaptığımı anladığımda bitirdim. Sigara ya da yemeklerin sorunları çözmediğini keşfedince ilişkin de değişiyor doğal olarak. Umarım senin içinde en kısa zamanda her şey yoluna girer.

        Sevgiler,

  12. Nur says:

    Herkese Merhabalar,

    Özlem,
    Uyku ve stres sebep olabilir. Hadi uyku bir şekilde ayarlanabilir de, stres konusu nasıl halledilebilir bilmiyorum.
    Evet, biz kadınlar hiçbir zaman “yeterince” zayıf değilizdir, değil mi? :) Boyum 1.61, kilom 60. Yaz boyunca beli ve bacakları sıktığı için pantolonlarımı değil de etek ve elbiselerimi giymeyi tercih ettiğim göz önüne alınınca sanki 54-55 kilo olsam fena olmayacak gibi :) 51-52 ye ise hiiiç hayır demem :)
    Artık 2 ay oldu. Alışacaksa alışsın şu vücut, duysun buradan mesajımı :)
    Bir de öğrendiklerimi çevreme de aşılamaya çalışıyorum, bana uzaylıymışım gibi baksalar da. Eeee, kaç kilo verdin bakalım dediklerinde hiiiiçç demek hoş olmuyor. Aman canım, farketmiyor işte, yiyiver şundan azıcık cümlelerine uymaktan da korkmuyor değilim.
    Kafama takmamaya çalışacağım bundan sonra kilo konusunu. Umarım başarabilirim.

    Carmen,
    2 haftadır aksatıyorum pilatesi. Yazdıklarını tekrar okudum ve gaza geldim. Pazartesiden itibaren gidiyorum tekrar inşallah derslere.

    Refi,
    Bahsettiğimiz şeyler öyle kolayca, hoppp değiş tonton denilerek değiştirilebilecek şeyler değil ne yazık ki. Özlem, bir çok yazısında karbonhidrat/şeker bağımlılığının uyuşturucu bağımlılığı gibi olduğunu vurgulamış zaten. Ben azaltmak yerine birden kestim mesela. İlk günlerde bırak çikolatayı, baklavayı, börekleri filan küp şekerler uçuşuyordu gözlerimin önünde. İşyerimde mutfakta görünce onları avuçlayıp kaçasım geliyordu.
    Carmen’in de dediği gibi; en iyisi altında yatan nedenleri bulmak. Ki gelip buraya yazmış olman bile büyük bir adım. Sıra devamında. İnşallah en kısa zamanda güzel haberler duyarız senden.

    Ve tekrar Özlem,
    İyi ki açmışsın bu siteyi. Bu paylaşımlar çok iyi geldi bana. Çok sağolasın.

    Herkese sevgiler…

Bir Cevap Yazın