Karbonhidrat Bağımlılığı ve Aşermeler

Karbonhidrat bağımlılığından bahsettim geçen hafta. Bu konuya biraz daha devam edeceğim çünkü çoğumuzun problemi.

Bağımlılığın dışında malum bir de vücudun talepleri de var. Mesela, bir arkadaşım PMS döneminde sürekli ciğer istiyor. Yani vücudu demir istiyor. Sağlıklı işleyen bir vücut zaman zaman raydan çıktığında gerekli sinyalleri gönderir. Şimdi iş bunları bağımlılıktan ayıklamak.

O zaman nelerin aşerildiğine ve ne anlama geldiklerine de bakalım.

Şeker, dondurma, tatlı gibi hızlı kan şekerini yükselten şeyleri mi aşeriyorsunuz?
O zaman büyük ihtimalle yoksunluk belirtisi gösteriyorsunuz ve “şeker kafası”nı özlüyorsunuz ya da az yediğiniz için açlıktan dolayı bedeniniz kanınızda glükoz olsun istiyordur. Hangisi olursa olsun, aşermenizi taze meyve ile gidermeyi deneyin ve yemek yemenin kilo aldırmayacağını unutmayın. Şeker detoksu öncelikli olabilir.

Canınız süt ürünleri, ekmek, makarna, kraker ya da diğer tahıllı gıdaları mı çekiyor?
Süt ürünleri ve gluten içeren gıdalar opioid peptidler içerir ve bunlar beyinde sakinleştirici ilaçlarla aynı etkiyi yaratırlar. Yani endorfin alıcılarınızı hedef alır ve kendinizi iyi hissetmenize sebebiyet verirler. Tahmin edebileceğiniz gibi son derece bağımlılık yaparlar ve aşermelerin başlıca sorumlularındandır. Süt ürünlerinde olması gayet mantıklıdır çünkü yeni nesillerin beslenip büyümesi garanti altına alınmış olur. Aynen şeker detoksu gibi tahıl detoksu da gerekebilir.

Çok tuzlu şeyleri, mesela mısır ya da patates cipsi, soya soslu yemekleri, hazır çorbaları mı canınız çekiyor? 
Genellikle sodyum ihtiyacını gösterir. Kereviz, deniz börülcesi, pazı veya ıspanak yemeyi deneyin. Çok tuzlu beslenip birden kestiyseniz, yoksunluk aşermesi de olabilir ama bu durum şeker gibi değildir, 2-3 günde geçer.

Sığınma yiyeceğini mi istiyorsunuz?
Mesela okuldan eve gelince annenizin size verdiği şokellalı ekmek ve sütü mü istiyorsunuz? Ya da akşamüstü annenizle başbaşa konuşabildiğiniz tek anda yediğiniz simit ve çayı mı? Ya da ailece yaptığınız devasa ve saatler süren kahvaltıları? Ya da işteği yoğun bir günün sonunda eve gelip bir film açıp, seyrederken götürdüğünüz bira ve antep fıstığını mı?

Bunlar gerçek aşermeden ziyade duygusal aşermeler. Bir şekilde bu duygusal anıların gıdalarla ilişkisini koparmak ve yerine uygunlarını geçirmek gerekiyor.

Ağır ve yoğun şeyler mi aşeriyorsunuz? Mesela peynir, tereyağ, fındık ya da fıstık ezmesi, fast food veya ağır tatlılar?
Muhtemelen yine çok az yediniz ve vücudunuz enerji diye ağlıyor. Yediklerinizi işleyip, takip etmek işinize yarayabilir. (Not: bazen peynir aşermesi süt ürünü yoksunluğu veya sodyum eksikliği anlamına da gelebilir.)

Canınız et, yumurta ya da balık mı istiyor? 
Muhtemelen yeterli protein tüketmediniz. Protein tüketimini arttırın, bu bir aşerme değildir.

Canınız kırmızı et mi çekiyor? 
Demir eksikliğinin klasik belirtisidir. Koyu yeşil sebzelerle ve de mümkünse C vitamini ile tüketin ki emilimi iyice artsın. Süt ürünleri de demir emilimini durdurur, bu yüzden etinizin yanında ayran içmeyin.

İlerleyen yazılarda karbonhidrat bağımlılığını nasıl aşabileceğimize dair tiyolar geliyor.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
This entry was posted in Karbonhidrat Bağımlılığı and tagged , . Bookmark the permalink.

10 Responses to Karbonhidrat Bağımlılığı ve Aşermeler

  1. seda says:

    bu beslenme yönetmine geçerken surekli bir aş erme/özleme/eyvah eksik kaldim hissi var…

    ama çoğunluğunun “şeker kafası özlemek” ya da “duygusal bağlılık” olduğunu görmek cok içimi rahatlattı.

    kendi kendime, huysuzsun seda,sus otur diyecegim =) yoksa insan surekli neden ihtiyacı oldugunu ispatlıyor =)

  2. burcu says:

    harika bir yazı olmuş:) tam aradığım bilgiler:)

  3. burcu says:

    he birde ne olur şu donut’lu fotoğrafları koymasan görsel olarak:))

  4. basak says:

    ooff canım deniz börülcesi cekti bol lımonlu ve sarımsaklı

    aynı zamanda şokellalı ekmekkkkkkk

  5. gokhan alpan says:

    özellikle bu diyeti hayat felsefesi olarak benimsedim ve belirli bir dönem bu diyeti uyguladım. ama iş yerinde çok olumsuz şeylerle karşılaştım. çünkü insanlar panik içinde hareket ediyor siz ise sakinleşiyorsunuz. diyet süresince daha sağlıklı dusunuyor, olayları daha iyi değerlendiriyorsunuz.

    Özellikle ülkemizde her 10 insandan 8i sürekli panik atak geçiriyor. Çevremde tanıdıgım bütün insanlar neredeyse aceleci ve panik atak.

    Diyetin ülkemizde yapılması çok zor gibi görünüyor.

    ülkemizdeki insanlarin temel enerji aynağı ekmek ve karbohidratlar. bir iş yerinde 10 insandan 9 tanesi somun somun ekmek yiyip devamlı surette panik içinde hareket ediyorsa 1 tane adam sakin ve kendinden emin ve yavas hareket ediyorsa buda isverenin gozune batıyor.

    Yani diyetimizin başarılı olabilmesi için, çevrenizdeki insanlarında sizinle aynı sekilde beslenmesi gerekir.

    Özellikle amerikada diyetin uygulanış biçimi 5e-2 dir. Yani haftanın 5 gunu ketojenik beslenenlerin oranı büyük.

    Bunda protein kaynaklarının tüketimi ve alım gücünün durumu cok önemli.

    ayrıca sıkıntılı ve stresli ortamlarda ketojenik beslenme büyük bir hata gibi geliyor.

  6. denizanası says:

    kabızlık hakkında bilgi verebilir misiniz? ketojenik diyette kabızlık yaşandığına dair şeyler okudum, bende de aynı sorun var, ama zaten karbonhidratlı beslenirken de vardı. ne önerirsiniz?

    • Ozlem says:

      1) Yeterli su içiyor musunuz?
      2) Yeterli hareket ediyor musunuz?
      3) Düzenli öğünler yiyor musunuz?

      Genelde çoğu kişinin kabızlığı bunlardan kaynaklanır ki önceden gelen problem olduğunu okuyunca, ben problemin bunlardan biri veya hepsi olduğunu düşündüm.

      Ama bunlarda sorun yoksa, genellikle kabızlık lifli gıdadan ziyade bağırsak florasındaki bozukluktan kaynaklanır. Bu durumda kefir birçok kişide işe yarar. Turşu, şalgam gibi fermente gıdaların da bağırsak florasına iyi geldiği biliniyor. Araştırırken gördüm ki bazılarında soğan ve sarmısak benzer etki yaratıyormuş.

      Süt ürünleri tüketiyorsanız, kazein de bazılarında kabızlık yapabiliyor.

      Magnezyum eksikliği de bir sebep.

Bir Cevap Yazın