Konuk yazar: Seda – Sosyal Hayatım ve Paleo

Seda tekrar bizlerle tecrübelerini paylaşıyor.


Yazıyı yazdıktan sonra belirtmem gereken en önemli şeyi unuttuğumu fark ettim. O yüzden hemen en başa ekliyorum. Özlem eminim bahsedecektir ama bu bir misafir yazısı. Yani Paleocafe’nin ya da sahibi/yazarı Özlem’in birebir görüşlerini yansıtmıyor olabilir.

Zaten hayat zor!

Paleo beslenme tarzını, dediğim gibi bir beslenme tarzı, bir yaşam biçimi gibi görüyorum ben. Ne kafamda nöbet bekleyen mağara adamları var polis gibi, ne uymam gereken sıkı listeler.

Ama sağlıklı bir hayat ve daha faydalı kombinasyonlar için oluşturduğum bir akış var. Zaten el attığınız şeyi yiyememek, efenim her sabah simitçi, poğaçacı, pastane kapılardan boş geçmek, öğlenleri ekmek sepeti tırtıklamamak gibi alışkanlıklar paleo gribi yapmıştı malum. Ama bunlara paleo gribi dönemi sonrasında veda ettiyseniz, çileniz bitti sanmayın!

Zira, sosyal ortamlar ve çevre baskısı sizi bekliyor. Şanslı iseniz, anne usulu herşeye karışmayan ya da izlediğiniz yoldan haberdar olan arkadaşlarınız ne size yemeniz için baskı yaparlar ne de sizi sık sık eleştirp canınızı sıkarlar. Yani aslında, vejeteryan beslenme biçimine duyulması artık “normalleşmiş” olan saygıyı size de gösterirler.

Beslenme ile ilgili sosyal yaşamdaki temel sorun, toplum genel geçer yargılarıyla kabul görmeyen huylarınız, alışkanlıklarınız eleştirilmesidir. Ama unutulmaması gereken şu ki, paleo beslenme tercihi, diyabetik beslenme zorunluluğu gibi saygı duyulması gereken bir süreçtir. Ve pek tabii en büyük  sorumluluk da size düşer. Hem iyi planlama yapmalı, hem yaşamınız adapte edebilmeli hem de sabırlı olmalısınız. Yoksa biz de herkesin kendi tercihleri olduğuna inanıyoruz, değil mi? Paleo beslenmek istemeyen kişiler de özgürlüğe sahip, beslenmek isteyenler de!

Daha önceki yazımda olduğu gibi beni kişisel olarak etkilemiş ama herkesin de başına geleceğine inandığım senaryolar için işe yarıyan çözümler önermeye çalışacağım.

Şimdi ben, tüketim çağını ve eğlence anlayışını suçlayarak başlayacağım. Yiyebildiğin kadar ye menuleri, “bir alana bir bedava” fırsatları çevremizi sarmışken,  maalesef sosyalleşmenin büyük  bir parçası olarak, yemek ve içmek var.  E üstelik bir de bara gitmek, dans etmek, “bir drink alalım şekerim” ile “kanka çıkışta bir bira içelim” arasında ne yapar ne ederseniz, yemekten ve içmekten, daha doğrusu öngörülen yemek içmek tarzından, kaçmak zor!!

Peki neler yapabiliriz, ya da yapmaya çalışabiliriz?

Dürüstlükle söylüyorum ki her zaman başarılı olduğum ya da dönem itibariyle %100 başardığım bir konu değil. Bu nedenle sizlerin de deneyimlerini ve stratejilerini merak ediyorum. Ben elimden geleni yapıyorum, ve eskisine göre sadece yemekte değil, hayatım diğer konularında da kendimi düşünmeyi ve kendime özenmeyi öğrenmeye başladığımı söyleyebilirim. Dilerim sizler de tecrübelerinizi paylaşmaktan çekinmezsiniz

1) Garipsenecek olmanıza rağmen yemeğinizi yanınıda taşıyın.

Bunun için planlı olmanız lazım tabii ki, dolabı paleo ya hazırlamak yazısında olduğu gibi. Örneğin bir gününüzü tamamen kek kurabiye dolu ortamda geçirecekseniz ya da iş çıkışı hızlıca bir yere yetişeceğiniz arkadaşlarınızın köşedeki büfede tost yiyeceklerini biliyorsanız, siz de çıkınınızı hazırlayın ve kendi seçiminizi gerçekleştirin!!

Daha önce bunu iş yeri için de önermiştim. Hayatımda ilk kilo aldığım dönem ilk işe başladığımda her öğleden sonraki tatlı ve devamındaki simit poğaça seansları idi. Sevmediğim yemek tarzına alışmak bir yana, ilk defa rejim yapmak zorunda kalmıştım. Başkalarının ne diyeceğini nasıl eleştirileceğinizi değil, kendinizi ve sağlığınızı, rahatınızı düşünün lütfen.

2) Yemeğinizi evde yiyin

İlk maddeye alternatif olarak düşünebilirsiniz. Eğer programınız uyuyorsa ya da mideniz sabırlıysa, sosyalleşme sürecinden önce ya da sonra yemeğinizi evde yeyin. Hem istediğiniz gibi yiyebilir, hem keyfini doyasıya çıkarabilir hem de kendinize vakit ayırabilirsiniz. Ben bazı günlerde iş çıkışı evde yemeğimi yiyip, üzerine çayımı da termos kupama doldurup öyle çıkıyorum dışarı. Hiç de fena olmuyor açıkcası.

3) Anlatın

Arkadaşlarınıza neden yiyebildiğiniz kadar çok pizza yemeyi istemediğinizi ya da açık büfe kahvaltının aslında tüketebileceğimizden çok fazla bir eğlence olduğunu anlatın. Kocaman büfeler, içeriğinde ne olduğunu bilmeidğinz binbir peynir karmaları ya da sırf arkadaşınızla yiyeceksiniz diye daha ucuz olan menüler var. Ama bunlar sizin sosyalleşmenize araç mı, sebep mi? Maksat muhabbet ise kısacası, bu büyük porsiyon alternatifleri neden seçmek istemediğinizi anlatın. Onun yerine herkesin isteğinin olabildiği restoranları ya da denemeleri için paleo alternatifleri önerebilirsiniz.

4) Atıştırmalıklarınızı yanınızdan ayırmayın

İki faydası var, hem siz sonuna kadar acıkmayı beklemezsiniz, hem de etrafınızdakilere aslında neler yiyebileceğinizi göstermiş, anlatmış olursunuz. Üstelik Özlem’in tariflerinden yaptıklarınız yanınızdaysa bir de hava atma şansınız var.

5) İçeceklerinizi seçin

Kişisel deneyimlerden yola çıkan bir yazı olduğuna göre bu madde için de çok kişisel bir örnek verilebilir. Örneğin; arkadaşınızın 30. Yaş doğumgünü, çılgın bir bar kutlaması, shot yarışmaları var ama sizin bilmediğiniz şekerli katkı maddeleri kokteyl karışımlarından içesiniz yok, ya da gittiğiniz yer şarap veya rakı içilmesine uygun değil. Kocaman bir bardağa su ya da soda alın. İsteğinize göre buz ya da limon dilimleri ekleyin. Tamam işte siz de artık içtiği “kokteyl” merak edilen bir kişi olacaksınız. Üstelik görsel olarak sizi de tatmin edecektir.  Böyle bir gecede elimdeki buzlu su bardağına inanmayan 5-6 arkadaşım “içki”mden denemiş, ama su olduğuna inanmakta zorlanmışlardı.

Eleştirebilir, dalga geçilebilir yada boşvermeye itilebilirsiniz. Ama eğlenmek için orda olmanız, sarhoş olmanızı ya da beslenmenizi değiştirmenizi gerektirmez. Unutmayın, bu durum antibiyotik kullandığınız bir dönemde de aynı olurd! O zaman nasıl kimse sizi eleştiremeyecekse, şimdi de öyle!!

6) Gıcıklaşın

Evet. Bazen sosyal ısrarlara cevap vermek çok zor, baskı çok zor, zaten bir yöntem öğrenmeye çalışırken sürekli dışarıya çekilme hakkınız yok. Eğer üzerinize çok geliniyorsa, nazik olmak saatlerce anlatmak yerine ifadenizi net şekilde ortaya koyun ve tercihinizi belirtin. Ve böyle devam edeceğinizi ifade edin. Uğraşacak haliniz yoksa, hastayım, mideme dokunuyor ve benzeri bir sürü bahaneyle de geçiştirebilirsiniz.

7) İstediğinizden mahrum kalmayın

Bazı durumlar var ki, paleo tarzının tamamen dışında olmasına rağmen hayır diyemiyorum. Örneğin en yakın lise arkadaşımın düğünü. Düğün pastalarının yenmesinin gerekli bir nezaket görünmesi bir yana, benim bu konuda batıl inancım da var. Ama koca bir dilim yerine 2-3 çatal ya da pasta değecek bir pastaysa belki yarım dilim yiyeceğim. Ama ağzımdaki krema tadından hoşlanacağımı hiç sanmıyorum doğrusu.

Böyle durumlarda kendinizi ve kafanızı yormak yerine, makul mantıklı düzeyde kaçamak yapın ya da kendi sosyalliğinize uyun bence.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
This entry was posted in Paleo and tagged , , , , , . Bookmark the permalink.

13 Responses to Konuk yazar: Seda – Sosyal Hayatım ve Paleo

  1. Ozlem says:

    Yazıya katılmamak ne mümkün :)
    Paleo beslenme biçimi oturana kadar 2. maddeyi çok uyguladım. Mümkün olduğunca evde yedim yemeğimi.

    Öte yandan ne kadar acıklı değil mi, tüm sosyal yaşantımız yeme-içme ekseninde gelişiyor. Özellikle de ikili ilişkilerin tamamen bu eksen üzerine kurulması hem çok kısır hem de çok can sıkıcı. Bu şekilde birlikte yapılacak farklı etkinlikleri de bulup daha iyi vakit geçirebiliyor insan.

    5. maddeyi ben de çok uygularım, su ya da soda içip, soranlara sek votka demişliğim çok vardır.

    Buna belki de ek olarak bir 8. madde ekleyebilirim: Beyaz yalanlar söyleyin.
    Bazen restoranlarda, tam olarak istediğimi aldığımdan emin olmak için alerjim olduğunu söylüyorum ve gerçekten yardımcı oluyorlar. Hatta Bebek Festivalinde ki sadece fast food yenebilecek ortam vardı, ekmek yiyemediğimi söyleyince bana plastik kap yaratmışlardı da balık ekmek yerine rahat rahat balık yiyebilmiştim. Kap bulamasaydılar, marula dürüm gibi sardırtacaktım, malum alerjim var ve yiyemem :)

  2. gülin says:

    Ellerinize sağlık hanımefendiler, güzel bir yazı olmuş.. Uzun zamandır dışardan yiyen biri olarak, evde yemek gayet keyifli bir hale geldi benim için; iş çıkışı yorgunum, üşeniyorum bahanesine karşılık 2 yumurta kırıyorum , bitiyor :) dışardan söylediklerimi ise evde yapamadığım ve gerçekten zaman alan yemekler üzerine oturttum (örn: balık) ; böylece hem bütçemi koruyorum hem de “ne yiyeceğim ben şimdi” sorunundan kurtulmuş oluyorum..

    Öğle yemeğinde genelde ofis çevresindeki restoranlarda “ev yemeği” sınıfından tercih yapmayı seviyorum ama o noktada ben de şüphelendiğimde “unlu ürünler tüketemiyorum, un yok değil mi” diye sorduğumda ; “yok abla” diyorlar ; “emin misiniz, ölürüm sonra bakın” diyorum ve gerçekten emin değillerse ” sen başka birşey ye abla” diye hemen çeviriyorlar :)

    Benim ofis arkadaşlarım, sosyal çevrem alıştı sanırım duruma, bir annemi ikna edemedim :)

    • Ozlem says:

      Evet, anneler bazen daha dirençli olabiliyor. Öte yandan, ben kendi annemi gördüğümde işlenmiş hiçbirşey yemediğimi söylediğimde ona itiraz edemiyor, dolayısıyla birçok şeyden yırtabiliyorum ki “şeker” ve “bulgur” ve “ekmek” de bu kategoride. Bana orjinal köy bulguru, saf pancar şekeri veya ekşi maya ile yapılmış ekmek bulursan yerim, yoksa yemem diğer fabriksyon ürünleri deyince ikna oldu.

  3. gülin says:

    Ek olarak ; normal diyetlerde “KESİNLİKLE” yasak olan bal, kaymak, kremalı çilek.. vs yemek ve bunun “diyet” değil “yaşam biçimi” olduğunu anlatmak da çok keyifli

  4. seda says:

    bence bu işte en zoru kolestrol konusunda ikna!!

    bu arada tekrar teşekkürler :)

  5. seda says:

    tam da bu yazının üzerine bu sabah benzeri bir sıkıntı yaşadım.

    aksam bir arkadaşımla bulusacagim, ve daha bazı seylere alışma dönemim olduğu için özellikle irademi zayıflatan yerlere gitmek istemiyorum. misal, ortaköy!! (burada türk sanat müziğinden “adını anmayacağım” isimli şarkı devreye girsin lütfen)

    sadece su-soda içip, kendimce şeyler yiyeceğime ikna etmem vakit aldı, rejimin bitsin öyle buluşalım fikrini de savuşturdum. Şimdi önümdeki zorluk, bütün gece içki içmediğim için sıkıcı olduğum etiketlemesiyle baş etmek olacak.

    Akşama yemeyi/yememeyi seçtiğim şeyler için şimdiden gerilmem ne kadar saçma değil mi? Ama gerçek, bu yüzden de sosyal baskı kısmı ile baş etmeden tam bir başarı yakalam benim için zor.

    • Ozlem says:

      Aslında dediğin gibi, vejetaryen ya da vegan olsak, asla böyle kaygılarımız olmayacaktı ve insanların bize uyum sağlaması beklemeyi hakkımız olarak görecektik. Şimdi de benzer beklentide olmamamız saçma aslında.
      Öte yandan, ülkemizde Dominos Pizza’ya gitmediğimiz sürece, heryerde bize uygun yiyecekler var. Sadece menüdeki makarnaları es geçip ana yemeklere ya da salatalara bakmaya alışmak zaman alıyor.

  6. seda says:

    bir haftadır, bu sosyal hayat beni o kadar vurdu ki, geri donup kendi yazılarimi tekrar okuyorum. kesinlikle bu site cok faydalı, bir arsiv olması ve surekli interaktif olması bana cok ayrdımcı oluyor!

  7. çevremden mi bilmiyorum ben böyle sorunlar yaşamadım. babama telefonda teknik detayları anlattıktan sonra o da paleo beslenmeye başladı, arkasından amcama bahsetmiş, o da beni aradı, ona da bir başağrıtan türünden anlattım, ikisi de 3 aydır paleo besleniyor.. annem her zamanki gibi itiraz etmedi, yeme tarzımı dinledi, bana ziyarete geldiğinde yemek yaparken de tereddüt ettiğinde “bu uygun mu?” diye de sordu, onun dışında kendi eski düzen devam etti.. :)

    karşı komşum 80’lik teyze de “tam sana göre çorba yaptım” diye sebze çorbası getirir arada.. vs. vs. :)

    arkadaşlar ise yalnızca “nasıl gidiyor paleo?” diye sorar.. hatta alıştılar, sormaz oldular.. :) beraber yemeğe çıkarsak da ekmek kızartması falan gelirse, “sen yiyemezsin bu güzel şeyi” diyerek alay ederek benden alırlar.. ama zaten her konuda alay, takılma vardır erkek dünyasında.. sadece arkadaşın eşi -bayan- biraz ters yaklaştı.. koca göbeğiyle, gerdanıyla benim gibi beslenmenin sağlıksızlığından bahsetti.. ona göre buğday ürünlerini de yemeliymişim vs vs.. benimse bu şekilde beslendim besleneli karnım düz.. kadınlar sanki biraz daha tutucu ve onsuz, bunsuz, şunsuz yapamam, kendimi hazırlamam lazım bıdı bıdı adı altında bahanematik (ki nefretten bahsedeceksem bu herhangi bir konuda bahaneler olabilir), erkekler ise “akla yatkın birgün ben de denerim” mantığında.. belki de başlarını iyi ağrıtıyorumdur, deliyle mi uğraşacağız diye uzak duruyorlardır.. :P

    yalnız şunu söyleyeyim: bundan sonraki özel ilişkimde paleo olmazsa olmaz.. kadınların esnekliğini, bahane değil çözüm odaklı bir tarza sahip olmadıklarını, hayata dair yaklaşımlarını sınamak için paleo güzel bir araç.. :D

  8. 0kan says:

    valla dısarda hic sıkıntı cekmiyorum kız arkadasımla alısveris merkezlerine gidiyoruz bilmio benim keto/paleo beslendigimi ama ben genede cok keyif alıyorum alısveris merkezlerinde kfc den butlar kanatlar yiyorum dersanenin yanındada közde pilic var ondan yiyorum şu dönenlerden 1 tavuk yiyorum valla :D cıtır cıtır derisi var hic sorun yaşamıyorum dısarda arkadaslar kek filan alıyolar ben 3 gen peynirlerden alıyorum :D yada kabak cekirdegi filan

Bir Cevap Yazın