Düşük Karbonhidrat Tüketimi ve Ketosis

Vücudumuzun ana amacı hayatı idame ettirebilmek için gerekli yakıtı sağlamaktır. Modern toplumda, genellikle çok fazla yiyecek vardır ve metabolizma yaratılışının dışında miktarlarda ve bileşenlerde gıdalarla başa çıkmak zorunda kalır.

Peki ya yeterli yakıt yoksa? Hani şu hep bahsedilen kıtlık modu. Kıtlık modunda gerçekleşen herşey karbonhidratlar kısıtlandığında da olur. Ama durun, hemen korkmayın, medya herzamanki gibi kıtlık modundan yıllardır boş yere korkutuyor sizleri.

Kıtlık olduğunda bedenin ana amacı beyin ve başta kırmızı kan hücreleri, bazı böbrek hücreleri olmak üzere dokulara yeterli glükoz sağlamaktır. Ki bu da evrimsel açıdan gayet mantıklıdır. Eğer kıtlık varsa, besin arayışınız için başta beyninize ve kan hücrelerine vs ihtiyacınız vardır.

Peki bir şekilde yemek yemiyorsak veya düşük karbonhidrat tüketiyorsak, bu glükozu nerden bulacağız?

Eğer gerçekten kıtlık söz konusuysa, glükoz için tek kaynak vardır: KASLARINIZ. Çok az miktarda depolanan yağlarınızdan da gelebilir ama yetersizdir. Glükoz yağa dönüştürülebilse de malesef yağ glükoza dönüşemez. (ihmal edilebilecek kadar az miktarda olur aslında) (Glükoz için Cori döngüsü gibi 1-2 kaynak daha olsa da o kadar kısıtlı kaynaklardır ki, konuyu sadeleştirmek adına ihmal edilebilir.)

Kimse de kaslarının erimesini istemez, hele ki taş devrinde yaşanıyorsa hayatta kalmak avlanabilmeye, avlanabilmek de kasların sağlığına bağlıdır.

Bir anda problem ikiye katlandı: 1) Glükozla çalışan sistemlere gerekli glükozu bulmak 2) Kasları korumak

Burda bir es verelim. Ortalama bir insan gerekli tüm sistemleri için 200g kadar glükoza ihtiyaç duyar günde, ki bu kadar kas kaybı bir gün için çok problem değildir ama elbette bu hızda kas kaybetmeyi kimse istemez.

Bu durumda metabolizma glükoza bağımlı dokuların glükoz ihtiyacını düşüren bir yol geliştirir ki protein ve kaslar mümkün olduğunca uzun süre korunsun : Ketonlar!

Öte yandan, karaciğerin de proteini glükoza çevirmesi için enerjiye ihtiyacı vardır ve bu enerji yağlardan karşılanır. Karaciğer glükoneojenesis, yani proteinin şekere dönüşümünde gereken enerjiyi sağlamak yağları parçalarken ketonlar da yan ürün olarak açığa çıkar. Ketonlar suda (dolayısıyla da kanda) çözülebilen yağlardır ve kaslar, beyin ve kalp dahil olmak üzere birçok dokuda enerji kaynağı olarak kullanılırlar. Hatta beyinde şeker gibi işlem görürler. Beynin tüm şeker ihtiyacını karşılayamasalar da büyük ölçüde azaltırlar. Dolayısıyla tüm vücudun şeker ihtiyacı azalır (120-130g’a kadar) ve protein kaynağı olan kaslar daha uzun süre dokunulmadan kalır. Bunun dışında kalp için tercih edilen enerji kaynağıdırlar ve kalbin %28 daha verimli çalışmasını sağlar.

Peki, söz konusu olan kıtlık değil de düşük karbonhidratlı bir diyetse? Paleo yani taş devri diyeti gibi. Bu durumda protein kaynağı olarak kaslar yerine yenilen protein geçer. Ve tüketilen karbonhidrat yeterince az olduğu için karaciğer yine de şeker üretmek zorunda kalır. Bunun için de yağ yakar. Yani kaslarınız korunurken, öte yandan yağ yakarsınız.

Düşük karbonhidrat nedir derseniz? Günlük şeker ihtiyacı 120-130g. Genelde 50-60g altı ketosis bölgesi olarak söylense de kişiden kişiye değişir ve sizin kendi seviyenizi kendinizin bulması gerekecektir.

Tam bir körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz durumu. Hem gündelik ziyafetler çekilebiliyor, hem kaslar korunuyor hem de bedeniniz yağ yakan bir makinaya dönüşüyor. Mükemmel hayat!

 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
This entry was posted in Paleo and tagged , , , . Bookmark the permalink.

51 Responses to Düşük Karbonhidrat Tüketimi ve Ketosis

  1. seda says:

    peki mesela bu 120-130 gram neye denk geliyor.. detaylı nasıl orneklendirebiliriz

    su kadar meyve, ya da hadi cok zor durumda kaldiniz, su kadar dilim ekmek gibi??

    • Ozlem says:

      bu soru hem çok kolay hem çok zor bir soru. özellikle de şu kadar dilim ekmek dediğiniz anda, zira zayıflamanın ötesinde tahıl ve bakliyattaki fitatlar, aflatoksinler ve diğerleri başlıbaşına problem. toptan yememeniz en doğru karar.

      soruyu zor yapan diğer kısım ise, niye 120-130gr’ı tutturmaya çalıştığınız? Amaç ne ki? Ketosise soktuysanız bedeninizi geçerli miktar 120-130gr zaten. Ketosise de zayıflamak gibi bir amacınız yoksa niye sokasınız kendinizi? Zayıflamak amaçsa, bu sefer niye 120-130 gramı tutturma çabanız olsun? Bilmem anlatabildim mi?

      Bunun dışında, ben buraya günde şu kadar gram şu besinlerden yemeniz yeterlidir yazamam, doğru da olmaz. Hem kişiden kişiye değişir kaç gram ile ketosise girdiği, hem de bazıları misal 100 gram marul yemekle gün boyu yetinebilirken bazıları için çok daha fazladır. Size tavsiyem internette her yerde ve hatta bu sitede bulunan karbonhidrat değerlerini incelemeniz, gerekirse bastırıp cüzdanınızda taşımanız veya iyice çalışarak neleri yiyeceğinizi belirlemeniz.
      İphone veya blackberry gibi bir telefon kullanıyorsanız myplate, daily burn gibi programlarla sürekli yediklerinizi kaydederek karbonhidrat tüketiminizi kontrol altında tutabilirsiniz.

      Gıladarın karbonhidrat değerleri için: http://paleocafe.org/2011/04/07/gunluk-menu-olusturmada-2-asama-gidalardaki-protein-miktarlari-2/

  2. elif says:

    merhaba özlem hanım.uzun zamandır takip ediyorum sitenizi.ben de sizin gibi meraklı ve araştırmacıyımdır :D ancak karbohidratlar hakkında sormak istediğim birşey var.ben eskiden bir karbohidrat bağımlısıydım.2,5 aydır kendimi kontrol altına aldım paleo sayesinde.ancak ben de sizin gibi süt ve süt ürünlerini özellikle ev yapımı yoğurdu çok seviyorum bunları paleo dahiline aldım.günde 3 kase yoğurt yiyorum.ancak fitday.com adresindeki günlüğümden gördüğüm kadarıyla 3 kase yoğurt bana 50g karbohidrat kazandırıyo.gün içinde sebze ve meyve de yersem (hergün meyve yemiyorum haftada 2-3 anca) karbohidrat oranım 100 ün üzerine çıkıyor.8 kilo fazlam var.çok uzattım sorum şu büyük ihtimal de saçma ama benim bu yoğurttan kazandığım karbohidrat vücutta ekmek yemişim gibi mi işlem görüyor?yani yoğurdu da azaltmalımıyım?aktivitemse şöyle spor yapıyorum koşmayı çok seviyorum. paleo uzun kardiyoları gereksiz tanımlıyor ama koşmak benim hobim.günde 5 km yürüyüş+koşu yapıyorum.bazı günler ağırlık egzersizleri de yapıyorum.karbohidratı kullanıyor vücut sanki değil mi?

    • Ozlem says:

      Merhaba,
      Öncelikle, karbonhidrat karbonhidrattır. Kaynağı çok etkili olmayacaktır insülin salgılatmak açısından. Öte yandan günlük karbonhidrat tüketim miktarı ise kişiden kişiye değişkenlik gösteren birşey. Kiminin 20g karbonhidratın altına çıktığı anda kilo vermesi dursa da, kimi ise 120g karbonhidrat tüketimi ile kilo verebiliyor. Anladığım kadarı ile siz günlük 100g’ın üstüne çıktığınızda veremiyorsunuz, bu durumda karbonhidratınızı azaltmanız gerekecektir. Ama yoğurtu mu azaltırsınız, yoksa meyva-sebze mi sizin seçiminiz aslında.
      Koşuya gelince, seviyorsunuz kim durdurabilir ki sizi :) Ben değil.

  3. pötikare says:

    fitday veya benzeri bir programı indirmek için link bulamadım. Paylaşabilir mi birileri :)

  4. Selcen says:

    Aradigim yazi buydu = ) Tesekkur ederim! Bu bilgiye nerden ulastiniz? Kaynak belirtirseniz sevinirim.

  5. Pingback: Paleo 102 – Neyi Ne Kadar Yemeli? | Paleo Cafe – Taş Devri Diyeti ile Hizmetinizde!

  6. denizanası says:

    selamlar,

    ben yaklaşık iki buçuk aydır ketojenik diyet yapıyorum / yapmaya çalışıyorum. ilk bir buçuk ay, 6 kilo, cırt diye gitti. moralim inanılmaz yükseldi. üstelik adaptasyon süreci filan da yaşamadım (gerçi bahsi geçen zihin pırıldaması durumunu da yaşamadım, hiçbir şey değişmedi hissiyatımda).

    bu benim için harika bir haberdi çünkü bütün hayatımı kilo savaşıyla geçirdim, obez değilim ama 6 yaşımdan beri ‘kilo vermesi gereken’ biriyim. ilk kez 24 yaşımda diyetisyene gittiğimde 78 kiloydum (boy 165 cm). diyetisyen kontrolünde birkaç ayda 20 kilo verip 58’e düştüm ama orada hiç duramadım, hemen yükselişe geçtim. 60’larda çok direndim, aynı listelere devam ettim ama iki yılın sonunda yine 78 idim. başka diyetisyenlerle durumu tekrarladım. şu an 39 yaşındayım ve dört kez filan, farklı diyetisyenlerle aynı rutini tekrarlamış durumdayım. bir denizanası gibi sürekli büyüyüp küçülüyorum. 38’den 44’e kadar her bedende giysilerim mevcut. ama sonuçta bu on beş yılın büyük dönemini 65 kilo civarında geçirdim. 65 kilo, 78’den 13 kilo daha az olduğundan benim için diyetisyen pozitif bir şeydi. en büyük kabusum yeniden 78 olmaktı. diyetisyene gittiğim sürelerde kilom azalıyor ya da sabit kalıyor, gitmediğim sürede usul usul ama sürekli şişiyordum. ve bu işe o kadar çok param gidiyordu ki, kendimi haraca bağlanmış gibi hissediyordum.

    (“yoyo diyeti yapmayın çok sağlıksız” deyip durmazlar mı? kim ister ki yoyo olmayı. sanki şişmemek elimizdeymiş gibi…)

    sonra bir süre işsiz kaldım, dolayısıyla diyetisyenlerle vedalaştım, ve oldum sana 74… 78’e yaklaştıkça kabusum artıyordu. bu arada bir takım kitaplar (diyetler çöpe, vs temalı) okuyup kafamı karıştırdım, bu da sürecimi hızlandırdı diyebilirim. pişmanlıklar içinde biraz para kazanır kazanmaz diyetisyene döneceğime söz verdim. bir yandan da kafamda vejeteryan olma fikri yavaş yavaş yeşeriyordu, eti iyice azaltmıştım.

    o arada babam bana televizyonda gördüğü canan karatay’dan bahsetti. zaten babam oldum olası bana “ekmeği kes evladım” derdi ama ben diyetisyenlere o kadar haraç ödemiş biri olarak bunun bilimsel olmadığını, ekmeğin süper bir şey olduğunu, enerjimin yarısını karbonhidratlardan sağlamam gerektiğini vs söyler dururdum, babamın ‘çok biliyormuş gibi’ bana bir şeyler öğretmeye çalışmasına da ifrit olurdum. yine de meraklanıp karatay’a internetten baktım, ilk tepkim “çok sağlıksız bu, doğru dürüst karbonhidrat yok, üstelik bu kadar çok et!” oldu. zaten ben o güne kadar atkins’ti şuydu buydu bütün bu tür fikirlere zihnimi kapatmıştım, insan on beş yıl o kadar yatırım yaptığı şeyin bu kadar yanlış olma fikri ile kolay yüzleşemiyor. ama fikir bir kere düştü, kafamda birkaç hafta döndükten sonra karar verdim kitabı baştan sona okudum, e tabii çok mantıklıydı, ikna olmamak elde değildi. sonra ahmet aydın’ın taş devri kitabını, yeniden beden sitesini, şunu bunu da okudum.

    resmen aydınlandım, kafamda cevaplayamadığım ama çok da üzerinde durmadığım sorular yerlerine oturdu vs. önce karatay’ın diyetine başladım (baklagil filan da yiyordum) ama bu arada okuduğum diğer yazılarla o kadar heyecanlanıp mutlu olmuştum ki, sabredemeyeceğimi anlayıp bir süre sonra ketojenik diyete geçtim (sanıyorum, öncesinde eti bırakabileceğimi düşünmüş olmak büyük bir değişiklik yapmaya beni hazırlamıştı). bir an önce 57 olmak istiyorum. hiç olmadım, olacağıma dair inancım da olmadı, ilk kez var. hayvanları kesmemizle ilgili kafam hala karışık mı, karışık. et yemenin vazgeçilmez olduğunu şu an bilmeme rağmen.

    buraya kadar böyle. ketojenik diyete başladım, acıkma olayım bitti, her şey yolunda gitti, hayatımda ilk kez diyetisyene para vermeden 6 kilo kaybettim (74’ten 68’e), kendime güvenim geldi, geçen yılki giysilerime girmeye başladım…

    sonraaa bir ay önce bir haftasonu dalış tatiline gittim. orada bir grup insanla beraberdim ve istediğim şeyleri yeme şansım olmadı, yine de ekmek yemedim. sonra iki dalış arasında mecbur kalıp börek, şekerli kurabiye ve meyve yedim. falan filan.

    eve döndüm, pazartesi sabahı tartıldığımda iki kilo fazla görünüyordum (70).

    kendi kendime “su bu canım, bir şey değil hemen gider” dedim. gitti gitmesine, ama iki hafta sürdü. sonra da kilo vermem durdu. inancım tam olduğu için moralimi bozmadım, devam ettim. şöyle anlatayım, temel olarak et tavuk balık yumurta, peynir ve salatayla besleniyorum. eskiden yememek için savaş verdiğim yağları yeniden hayatıma aldım, tüm pişirmelerde tereyağı kullanıp salatalarıma bir sürü zeytinyağı döküyorum. bazı sitelerde yazdığı gibi yağ içemeyeceğim için mayonez yapmaya başladım (sizin siteye de ayrışan mayonezi nasıl adam edeceğimi ararken düştüm zaten). kaçamak olarak tek yaptığım iki üç günde bir meyve yemek. iş toplantısında önümde duran kurabiyelere kesinlikle sarkmıyorum (vejeteryanmışım ve onlar da etmiş gibi) ama meyvelere dayanamıyorum. geçen hafta bütün gün süren bir toplantıda 300-400 gram kiraz yedim galiba. ama bu bir kez oldu, normalde yarım şeftalide kalıyorum. dün 1cm kalınlığında bir dilim küçük kavun ve peynir yedim mesela. ama kilom dalışa gitmeden önceki noktada (68) takılı duruyor. bir ay oldu, ara sıra 67’ye iniyorum, sonra bir bakıyorum yine 68 olmuşum.

    bu beni o kadar üzüyor ki depresyona gireceğim neredeyse, sebebini de karbonhidrat yemememe bağlayacaklar. ki aslında depresyona girebileceğim bin türlü başka sebep varken ben kafamı kiloma takmış durumdayım. burada ve diğer sitelerde okuduklarıma o kadar inanıyorum ki, resmen boşlukta asılıyım şu anda.

    neden zayıflayamıyorum? bir fikriniz var mı?

    • Ozlem says:

      Zaman zaman herkes platolar yasar, normaldir ve isin kotusu ne kadar sureceginin bilinememesi. Sabretmeye devam etmekten baska care yok ne yazik ki…

      (Tiroid vs kontrolu yaptirdiniz mi?)

      • denizanası says:

        boğazımdaki bir kitle nedeniyle zaten tiroid hapı kullanıyorum, değerlerim normal seviyede. sabredicez bakalım…
        egzersiz konusunda da pek zayıfım sürekli bilgisayar başında olduğumdan. yüzmeye gidiyorum ama haftada anca bir… sizin egzersizlerden birincisini yapmaya çalıştım geçen hafta. koşacak yer olmadığı için yanana kadar ip atladım. çömelip zıplarken nefesim kesildi, şınav zaten yapamıyorum, dizlerimin üzerinde yaptım. ama 7-8 dakika ancak dayanabildim. bir saat durmadan yüzebildiğim için kaslarım ciğerlerim çok fena değildir sanıyordum ama öyle değilmiş meğer :)

        • burcu says:

          bende troidim ama henüz ilaç kullanmıyorum ve korkuyorum:( ilacın kilo aldırma gibi bir yan etkisi olduğu söyleniyor??bu doğru olabilir mi??tsh’ım çok yüksek şu sıralar:(

          • Ozlem says:

            Kilolar verilir, sorun degil. Doktorunuzun verecegi ilaclari alin.

          • Oğuz says:

            ÇOK ÇOK ÇOK yanlış bir kanı.

            Tsh yüksek ise tiroid bezi yeterince çalışmıyor demektir. (hipotiroidi) Kişilere T4 hormonu tedavisi verilir bu sayede eksik olan tamamlanır. EĞER Kİ BU İLACI ALMAZSANIZ DUYDUKLARINIZIN AKSİNE KİLO ALMANIZ KAÇINILMAZDIR..

            tabiki konu sadece kilo alıp vermek değil. Bütün metabolizma için gereklidir t3-t4.

            tiroid tedavisi çok basit ve kesinlikle uygulanmalıdır.

  7. carmen says:

    Merhaba,
    Ben de Taş Devri kitabını okudum. Daha sonra Dukan diyetinden haberim oldu. 1 aydır Dukan diyeti yapıyorum 4.5 kg.verdim. Ama bacak ve kol kaslarımda güçsüzlük ve tüm vücudumda seyirmeler var. Acaba az besleniyor olabilir miyim diye düşünüyorum. Bu diyette yağ ve yağlı ürünler yasak. Yağsız etler, light yoğurt süt peynir serbest. 7 günlük saf proteinden sonra 3 ay kadar seyir evresi denilen 1 gün saf protein 1 gün protein ve izin verilen 28 sebze günü. Ben şöyle yapıyorum; saf protein gününde sabah 1 yemek kaşığı yulaf kepeği yumurta beyazı ve light süt ile yapılmış krep 1 bardak light süt biraz az yağlı peynir arada light yoğurt her öğle fırında tavuk arada yine peynir ya da yoğurt her akşamda fırında 150 gram kadar balık. Sebze günü olduğunda bunların yanında 1 domates, 1 salatalık, bazen 1 patlıcan ve kabak ekliyorum. Her gün 1/2 demet maydanoz yiyorum. 2,5 lt civarı su içiyorum. Acaba bu sizce yetersiz bir beslenme mi? Bir ayda 4,5 kg.da az sanırım.

    • Ozlem says:

      Ben Dukan diyeti kiyabını okumadım ama etraftan edindiğim bilgiler ışığında karşı durduğum bir diyet, özellikle de yoğun yulaf tüketimine karşıyım (neden tahıl yememeliyiz yazısı) ve de yağsız her türlü diyete karşıyım. Yağ özellikle bir kadın için son derece önemli, hormonların sağlıklı çalışması hep yağa bağlı.

      Bunun dışında bu bir diyet olarak kalır, yaşam biçimi olamaz. O yüzden de geçici diye bakıyorum.

      Ben her gün sizin sebze gününüz gibi besleniyorum sayılır, ama yulaf yok ve kesinlikle yağ var. Şu hayatta en nefret ettiğim şey de yağsız salatadır, yiyemem o kadar ot. Hoş gerek de yok.

      Öte yandan bir ayda 4.5kg az değil, gayet normal bir rakam, gerçi bunun yarısına yakını ilk haftalarda verilen sudur.

  8. carmen says:

    Yulaf çok değil aslında her gün 2 yemek kaşığı. Aslında ben de yağı özellikle halis zeytinyağını çok severim ama hemen alıştım yağsız ya da minimum yağlı beslenmeye. Zaten fazla kilolarımı verdikten sonra ben de taş devri diyetine uygun beslenmeyi hedefliyorum. Özellikle sağlıksız karbonhidrat ve ambalajlı üzerinde bir sürü E ile başlayan formuller olan kimyasallarla beslenmek istemiyorum. Peki sizce yukarıda bahsettiğim günlük beslenmemde et miktarını arttırmalı mıyım? Yetersiz beslenerek kaslarımın zayıflamasından çekiniyorum.

  9. carmen says:

    Bilgi için çok teşekkür ederim. Kilo, boy ve cinsiyetime göre günde 110 ile 140 gram arası tketmem gerekiyormuş, kabataslak bir hesap ile ben günde yaklaşık 105-115 gram arası alıyorum. Biraz daha arttırabilirim demek ki. Özlem hanım bir şey daha sormak istiyordum. Bu diyet süresince normalde hiç ağrımayan başım sürekli ağrıyor ve nette yaptığım araştırmada sürekli protein ile beslenenlerde bu sorunun olabileceği yazıyordu sizde de böyle ağrılar oluyor mu?

  10. carmen says:

    Özlem Hanım ben de Paleo beslenmeye adım atmak istiyorum. Öncelikle daha önce okumuş olduğum Taş Devri Diyeti kitabını tekrar okuyacağım. Orada bazı destekleri almamızın iyi olacağının yazdığını hatırlıyorum. (Omega 3, D vitamini gibi) Acaba siz kullanıyor musunuz? Ve doğru desteği almak adına hangi marka hangi desteği kullanıyorsunuz paylaşabilir misiniz?

    Teşekkür ederim.

    • Ozlem says:

      Ben Morina Ciğeri Yağı alıyorum günde 2 tane, Solgar’ın. Onun dışında da Omega-3 olarak Marincap Special kullanıyorum. Beslenmeme göre günde 2-3 tane. Yazın almadım ama artık tekrar D3 almaya başladım, o da Devit ya da Decavit.

      Yukardakileri tercih etme sebebim tamamen fiyatları.

      Bu günlerde K2 de mi alsam diye düşünüyorum ama en uygun hangisi birtürlü araştıramadığım için sallıyorum hep :)

  11. carmen says:

    Özlem Hanım merhaba,

    Ben bugün Solgar firmasının Omega 3 -950 mg. ve vm2000 isimli multivitaminini sipariş ettim. Multivitamin de 5 mg.demir var. Umarım çok değildir ama demirsiz olanı 50 yaş üzeri içinmiş 34 yaşında olunca onu almanın çok mantıklı olmadığını düşündüm. Bir de Coenzyme Q 10 ve ekstra 500 mg.C vitamini de sipariş ettim. Zaten bel fıtığı ile alakalı Glucosamine Chondroitin msm kullanıyorum oldu avuç avuç hap ama zamanla azaltırım diye düşündüm 1 aydır da et süt dışında bir şey yemediğimden düzenler diye düşündüm. Siteniz benim için çok yol gösterici oldu ve olmaya da devam edecek.
    Çok teşekkür ederim.

    • Ozlem says:

      Bu beslenmede demir ağırlıklı alındığından genelde demirsizler tercih edilir ama standart beslenmede özellikle kadınlarda demir eksikliği çok görüldüğünden ancak 50 yaş üstünde demirsiz yapıyorlar (menapoz sonrası) ama bizler için çok da elzem bir konu değil, elbette önceden gelen bir eksiklik yoksa.

      Evet ben de hap almayı çok sevmediğimden en az ne alırım diye ciddi kastırdım. Siz de 1 aylık Dukan kısıtlamasından sonra multivitamin almanız doğru olacaktır.

  12. carmen says:

    Demir eksikliği yok hatta en son tahlilde 1 ay kadar önce Ferritin epey yüksekti. Desteklerin markası konusundan çok emin değilim ama biraz araştırınca bu markanın önerildiğini gördüm.

    • Ozlem says:

      ben ne yapardım diye düşünüyorum sizin yerinizde olsam. sanırım 1 hafta-10 gün kadar multivitamini düzenli alır, ondan sonra da öyle iyi beslenmediğimi düşündüğüm günlerde ya da kış geliyor, hasta olacak gibi hissettiğimde falan alırdım. ama bunu sadece ne yapıp edip, az hap alırım kaygısıyla yapardım çünkü çok olunca hepsini toptan bırakıyorum ben :)

  13. carmen says:

    Evet ben de hiç sevmem tablet kapsul zamanı kolla hatırla. Söylediğiniz bana da mantıklı geldi 15-20 gün multivitamini kullanayım sonra bırakayım. Ama böyle beslendiğimizde sanırım sürekli omega 3 ve coenzyme q10 kullanacağız yanılmıyorsam. Ben D vitamini almaya gerek görnüyorum zaten ege de yılın 300 günü güneşli bir yerde yaşıyorum herhalde eksikliği yoktur diye düşündüm.

  14. carmen says:

    Çok teşekkür ederim. Bu markaları not alıyorum bir dahaki sefere bunlardan alırım.

  15. Hasan Akan says:

    Merhaba. Tip 2 diyabetim var. Taş devri diyeti, diyabet durumunda nasıl bir etki yapar? Malum karbonhidratların yanına yaklaşmamız yasak, bu yüzden bir diyabetlinin kilo vermesi için uygun bir yöntem midir? Teşekkürler.

    • Ozlem says:

      Kesinlikle. Çünkü Tip 2 diyabet zaten asıl olarak bir karbonhidrat matebolizması hastalığı. Biz de burda karbonhidrat tüketimimizi sınırlıyoruz ve insülin salgımızı kontrol altında tutuyoruz.

      • Hasan Akan says:

        Fakat bir sitede ketojenink diyetin böbrek hastaları ve diyabetikler için sakıncalı olduğunu yazıyordu. Durun bakayım neresiydi, hah buldum:
        http://www.yenidenbeden.com/yazilar/standart-ketojenik-diyet-skd-bolum-1-giris-artilar-ve-eksiler/

        Şimdi ben mi yanlış anlıyorum. Siz açıkça diyorsunuz ki ketojenik diyetler diyabetikler için sakıncalı değildir. Eğer siz haklıysanız sorun yok. Fakat o site haklıysa siz çok tehlikeli bir şey söylüyorsunuz. Bir şey daha, eğer o site haklıysa sebebi ne olabilir. Ketonun fazlalaşması mı, ya da ne?

        • Ozlem says:

          Genelde ketoasidosis ile karıştırıldığı için ketosis bu şekilde yazılır, bu sitede de bu söz konusu olduğunu düşünüyorum.

          Öte yandan, ketosise karşı olmamakla birlikte neden ketosis? Ketosise girmeyecek düzeyde karbonhidrat miktarını azaltmak da bir seçenek ki ben baştan sona bunu yaptım. (Elbette arada 5g anca karb aldığım günler oldu ama arada günlerden bahsediyorum, genelde ketosisde olmamışımdır.)

        • Siteyi okudum, 2 noktada böbreklerle ilgi bilgilere rastladım. Biri böbrek sorununuz varsa, diğeri bol sıvı alınmazsa..

          Böbrek sorunu varsa denilecek birşey yok zaten.. Bol sıvı alınmazsa kısmında ise, bu da gereksiz bir kaygı, sık sık tuvalete çıkınca insan susuyor ve içmek zorunda kalıyor. Bol sıvı almak gibi bir kaygıya gerek yok zaten vücut kendiliğinden sıvı aldırıyor size.. Sabah kalktığınızdaki susuz halinizi düşünün, yada geceleyin su içmek için kalktığınızı, vücut su konusunda gayet sert regülasyona sahip.. Ayrıca ketonlar asidik ama kan da çok güçlü tampon bir sıvı, yani her asidik madde kanın pH’ını kolay kolay değiştiremez.. Bu tür bilgiler bence deneye değil yoruma dayalı bilgiler..
          Belirtmeliyim ki ketosiz vücudun şeker üretmek için kullandığı bir yöntem. Tüm vücudu besleyen bir yöntem değil. Zaten paleo ile beslendiğinizde vücudunuzda yalnızca kan hücreleri ve beynin %30’u şekere ihtiyaç duyuyor, beynin kalanı ketonlarla, vücudun kalanı keton ve yağ ile çalışabiliyor. Bu nedenle işeyerek attığınız ketonlardaki enerjinin, bazal metabolizmanızın yanında çok da fazla olacağını sanmıyorum. Tamam bir miktarı sıvı ile atılıyor ama mücizevi miktarlar değil bence.. Bunu hesaplayan bir bilgiye de zaten rastlamadım..
          Ketozisden korkacak bir durumda yok. Hergün uykuda bunu yaşıyoruz zaten. Gün içinde aç kaldığımızda tekrar yaşıyoruz. Vücudun çıplak doğada en uzun süre içinde bulunduğu mod..

  16. Baran says:

    Özlem Hanım,

    İleri seviyede vücut geliştirme ile ilgileniyorum. 2 senede evde kendi imkanlarım ile 30 kilo verdim ve vücut geliştirmeye başladım, 1 senedir devam ediyorum. Profesyonel bir hoca ile müsabık sporcularınkine yakın antreman yapıyorum. Gerek yavaş metabolizmam, gerek verdiğim 30 kilo sonucu sarkan derim yüzünden yağ oranım olduğundan daha fazla görünüyor. Araştırmalarım sonucunda blogunuzu buldum ve ketojenik diyet ile ilgili sayenizde biraz daha fazla araştırma yaptım. Aşağıda linkini verdiğim şeye rastladım;

    http://www.musclepharm.com/article/secret-carb-back-loading

    Konu hakkındaki fikrinizi öğrenmek istiyorum. Yazıdaki gibi antremanlarımı akşama doğru yapıyorum. Protein Tozu, Creatin, BCAA ve Arginine, Ornithine gibi vücut geliştrimede önemli olan amino asit destekleri kullanıyorum. Fikirlerinizi aktarabilirseniz sevinirim, tekrar iyi akşamlar.

    • Ozlem says:

      Öncelikle sarkan deri – zaman içinde toparlayacaktır. Ama ne hızda toparlayacağı tamamen kişisel bir konu.

      Spor konusunda bilgili olsam da beslenme kadar değil. Ama benim bilgim, hele de sizinki gibi çok yoğun ağırlık çalışmaları ile ketojenik diyeti birlikte yapmak çok akıllıca değil. Çünkü yazıda da dediği gibi, özellikle spordan sonra karbonhidrata ihtiyacınız var. Bu durumda da ketojenik diyetle tıkanılıyor. Ben normalde ketojenik diyeti dayanılmaz buluyorum ki sizin durumunuzda hiç cesaret edemezdim. Bu arada benim bu konuda favori sitemi paylaşayım sizinle, ilginizi çekeceğine eminim: http://www.leangains.com

  17. İbrahim Çırğaoğlu says:

    Eğer bir diyet ki yağ ve yağlı ürünleri yasaklıyorsa o diyeti unutmak gerektiğini artık hepimiz öğrendik.A,d,e ve k vitaminlerinin yağda çözündüğünü de öğrendik.Demek ki yağ olmadan a,d,e,k vitaminlerini vücut kullanamaz.O halde geriye doğru yağ seçimi kalıyor.Bu site de sağlıklı yağları çok güzel açıklamış.

  18. Ahmet says:

    özlem hanım başka bir yazınızda birkaç soru sormuştum, bu yazıyı okuduktan sonra bir sorum daha var:

    valide hanımı da paleo beslemeye çalışıyorum. kan tahlili yaptırdık, açlık kan şekeri 110 üst sınır, 116 çıktı. bu da insülin direnciyle alakalı sanırım. ldl’sinin yüksek olması korkuttu beni. üst sınır 160, valide hanımda 270 civarı. trigliserti normal değerlerde.

    o da bir haftadır paleo beslenmeye başladı ama ciddi olarak kilolu kendisi. 57 yaşında, 89 kilo, 160 boyunda. bir de uzun müddet -10 yıl civarı- damar hastalığından dolayı ilaçlar kullandı. çok şükür şu an damarlarında sorun yok. korkuyorum, kolesterolün bu kadar yüksek olması paleoya ne denli etki eder? paleo bu kolesterole ne kadar ve nasıl etki eder?

    insülin direncini aşması ne kadar sürer?

    teşekkürler.

    • Ozlem says:

      Merhaba,
      Önce kolestereol ile ilgili sorularınız için: Bu linkteki tüm yazıları okumanızı tavsiye ederim: http://paleocafe.org/category/kalp-sagligi-2/

      Ama özet olarak kolesterolün kalp hastalıkları ile bir ilişkisi yok, hele ki kadınlarda hiç yok. LDL de kendi içinde ikiye ayrılır, hangisinin yüksek olduğu önemlidir.

      İnsülin direnci aşaması çok kişisel birşey ve de sorunun ne kadar ilerlediği ile alakalı olacaktır. Ama şu uyarıyı yapayım, annenizi düşük karbonhidratlı paleo ile besleyecekseniz, yine açlık kan şekeri nispeten yüksek çıkar ve bu normaldir. Yanıltmasın sizi.

  19. Ahmet says:

    dün spor salonunda sanırım fazla ağır çalıştım. eve geldim, yaklaşık 200 gram civarı çiğ köfte yedim. onun dışında karbohidrat almadım. zaten normalde de yeşil sebzeler dışında karbohidrat almıyorum. arada sırada mor üzüm ya da elma işte.

    bu sabah kalktığımda gözlerim şişmiş, boğazımın sağ tarafında yutkunurken ağrı duyar ve halsiz bir durumdaydım, ayrıca çok fazla uyumuştum. akşama kadar bu halim devam etti. akşam dayanamayıp dünden kalan çiğ köftenin gerisini de yedim.

    yaklaşık 20 – 30 dk sonrasında şikayetlerim azalmaya başladı. acaba fazla ağırlık kaldırdığım günlerde karbohidratı kısmam doğru değil mi? dün her zamankinden ağır çalışmıştım zira. kas ağrısı çekmedim, ama halsizliğim had safhadaydı.

    • Ozlem says:

      büyük ihtimalle karb koması da denilen şey olmuş. Sürekli ketosisteyken birden karbonhidrat geri beslemesi yapınca, hele ki bu çiğköfte gibi gluten içeren birşey olunca sizi adeta komaya sokması çok normaldir. geri beslemeleri yapmanız lazım ama sistematik yapmak gerekir. ne sıklıkla yapılacağı daha kişisel birşeydir.

Bir Cevap Yazın