2. Kalp Hastalıklarını Tetikleyen Risk Faktörleri

Paleo beslenmede bol bol doymuş yağ, yumurta, kırmızı et tüketirken “ya kolesterol?” sorusunu önlemek için ilk yazıda kalp hastalıklarının nedenlerine bakmıştık. Şimdi de risk faktörlerine bakalım.

Kalp hastalıklarının birçok sebebi olmakla birlikte, sürekli duyduklarımız kandaki yüksek kolesterolsigarahareketsizlikstres ve aşırı kilodur.

Kolesterol

Kolesterol adı çok duyulmakla birlikte orta dereceli bir risk faktörü olarak sayılır aslında o da ancak kronik olarak 350 mg/dl’nin üstündeki kişilerde. Daha altı için herhangi bir risk söz konusu değildir.

Sigara

Kolesterolün aksine gerçekten önemli bir faktördür. Diğer tüm faktörler elense dahi, sigara içilmesi kalp hastalıklarından ölümü gerçekten artırmaktadır.

Ama neden sonuç ilişkisi biraz karmaşıktır. İngiltere’de yapılan ve yıllarca süren bir araştırmada binlerce erkeğe diyetlerindeki doymuş yağ ve kolesterolü azaltmaları, sigarayı bırakmaları ve margarin ve bitkisel yağ gibi doymamış yağları artırmaları söylenmiştir. Bir yıl geçtiğinde, “iyi” diyete uyanlarda sigara içip “kötü” diyete devam edenlere oranla %100 fazla ölüm görülmüştür.

Öte yandan Bombay ve Pencap’ta yapılan araştırmada, Pencaplılar 8 kat fazla sigara içmelerine rağmen beşte bir oranında daha az kalp krizi geçirmiştir. Yetmezmiş gibi, yüzyılın başında sigara günümüze göre daha yaygın olmasına rağmen enfarktüs yaygın değildi.

Burdan beslenmenin sigaranın negatif etkilerini kapattığı sonucuna ulaşabiliriz. Öte yandan sigara kağıtlarına ve filtrelere günümüzde eklenen katkı maddeleri ve tütünün harmanlanma süreci de başlıbaşına sorun olabilir.

Belki de stres, biyokimyasal dengesizlikler, beslenme bozuklukları sigara içme ihtiyacına sebep oluyordur, o da kalp hastalıklarına. Bazen de sigara bırakılınca stres artar ve kilo alınır ve böylece bir risk faktörü elenirken yerine iki tane birden eklenir.

Hareketsizlik

Fiziksel aktivite belki de tek tutarlı faktördür. Tüm çalışmalarda düzenli egzersiz yapanlarda kalp hastalıkları daha az görülmüştür. Egzersiz yapınca kalbimiz daha hızlı çarpar, arterlerimiz oksijen sağlamak için genişler ve kan akışı düzelir.

Öte yandan egzersiz yapmamak değil de egzersiz yapamamak aslında sorun olabilir. Mesela aşırı kilolular egzersiz yapmaya pek meyilli değildirler. Boş vakti olan şanslı insanlar, yaşamak için uzun saatler çalışmak zorunda olanlardan daha fazla egzersiz yapmaya meyillidirler, ki batı toplumlarında kalp hastalıkları fakirler arasında daha yaygın olduğu bilinen bir gerçektir.

Beslenme biçimi de hareketliliği etkiler. Framingham araştırmasında (tıp tarihinde en uzun süreli ve birkaç nesili birden kapsayan en önemli epidemiyolojik çalışmadır.) görülmüştür ki, doymuş yağ, kalori ve kolesterol açısından zengin beslenen kişiler fiziksel olarak en aktif insanlar olarak görülmüş. Tahmin edebileceğiniz üzere bu kişiler aynı zamanda en zayıf ve serum kolesterol seviyesi en düşük olanlarmış aynı zamanda!

Aşırı Kilo

Kilolular daha az egzersiz yaparlar. Bunun yanında genellikle yüksek miktarda rafine gıdalar tükettiklerinden yeterince beslenemazler de. Kilolarının sebebi biyokimyasal bozuklukları da olabilir.

Stres

Kalp krizlerinin birçoğunun da ciddi duygusal travma (eşin ölümü, iflas, boşanma vs) sonrası aylarda gerçekleşir. Büyük acıların vücudun dengesini bozduğu, kimyasını değiştirdiği de bir gerçektir. Ama sorun şudur ki, bu travmalar hep vardı ve neden 1900lerde değil de şimdi bu kadar çok etkiliyor?

Tüm bu risk faktörleri, kalp hastalıklarının gerçek sebebi olmasa da, tamamen önlenseler dahi kalp hastalıklarının olmayacağının garantisi yoktur. Zaten her zaman önlenemezler de, özellikle de stres. Hal böyleyken asıl soru şu olmalıdır:

Bedenlerimizi ne yaparız da stresle başa çıkıp bizi minimum etkilemesini sağlarız?

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
This entry was posted in Kalp Sağlığı, Paleo and tagged , , , , , , . Bookmark the permalink.