1. Kalp Hastalıkları Neden Olur?

Paleo (taş devri diyeti) beslenmesinde bol bol doymuş yağ ve kırmızı et ve yumurta tüketiyoruz ama insan ister istemez “ya kolesterol?” diye tedirginlik duyuyor. İnanın gereksiz bir tedirginlik. Bu konu oldukça önemli ve de uzun olduğu için sıkmadan, bölerek ve olabilecek en basit şekilde anlatmaya çalışacağım. İlk aşamada kalp hastalıklarının sebepleri.

Yaklaşık 40 yıldır doymuş yağ ve kolesterol içeren besinler yediğimizde, bu kolesterolün de kalp damarlarını tıkadığına inanılıyor. Bu tıkanıklık iyice fazlalaşırsa veya pıhtı oluşursa ve bu birikintiden geçemezse kalpe kan gitmediğine ve kalp krizi geçirildiği düşünülüyor.

Ama bu inanış malesef ciddi hatalar içeriyor. En önemli sorun ise, doymuş yağ tüketiminin en düşük olduğu dönemde kalp hastalıklarının tavan yapması. Hatta bazılarına göre diyet-kalp düşüncesi tıp tarihindeki en büyük fiyasko. Ve düşük yağ ile yetişen çocuklarla elele yürüyen kolesterol düşürücü ilaçlar ile bu pazarlama hızla büyümeye devam ediyor.

Peki kolesterol değilse kalp hastalıklarının sebebi nedir?

Öncelikle tıptaki bir çok alan gibi bu konu da %100 kesin değil. Ama yine de artık bildiğimiz bazı gerçekler var.

Öncelikle kalp hastalıkları çok çeşitli. Kalp kastaları veya kapakçıklarında genetik bozuklukluklar olabiliyor (ki bende de genetik kapakçık problemi var, bir gün ciddi problem yaşarsam sebebi taş devri diyeti olmayacaktır. Aynı Dr. Atkins’i öldüren kalp hastalığının sanılanın aksine beslenme ile ilişkili olmaması gibi).

Bir başka sebep ise virüs, bakteri, mantar veya parasit kaynaklı hasarlar ve enflamasyonlardır. Frengi gibi bazı hastalıklar da kalp hastalıklarına yol açabiliyor.

Bazı genetik ve bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar da kalp kaslarındaki hücresel proteinleri veya kalp fonksiyonlarını etkileyen enzimleri etkileyebiliyor.

Büyük ihtimalle de yukardaki sebepler 20yy.ın başındaki kalp hastalıklarının sebebiydi. Özellikle de antibiyotiklerin kullanılmadığı hastalıklar kökenli olanlar. Yine de 1900lerin başında ABD’de kalp hastalıkları toplam ölümlerin %9′unu oluşturuyormuş. (1) Benzer araştırma Türkiye için varsa da ben bulamadım. 1950′lere gelindiğinde %48′e çıkmış bu oran. 1998′de ise %38 olarak belirlenmiş. Düşüşün sebebi olarak gelişen ameliyat teknolojisi, anjioplastinin bulunuşu ve pıhtılaşma önleyici ilaç kullanımı olarak açıklanıyor. Yine de oran oldukça yüksek.

İlginç olan bir diğer konu ise, artışın büyük kısmı yeni bir türde görülmüş: Kalp krizi veya nam-ı diğer, miyokard enfarktüs. Enfarktüs 1910 yılında ABD’de ne oranda mı görülmüş? SIFIR! EKG aletini icat eden Dr. Paul Dudley White, şöyle demiş: “1921′de doktorluğa başladım. 1928′e kadar hiç enfarktüs vakası ile karşılaşmadım.” 1960′lara gelindiğinde ABD’de 500.000 kişi kalp krizi yüzünden ölmüş. Benzer sebepten -beyne kan pompalayan geniş arterlerdeki tıkanma- kaynaklanan felçlerin de sayısı artmış.

Kalp krizini (veya felci) başlatan sebep: arterlerde anormal plak oluşumu ve bu plağın kireçlenerek katılaşması ve kalp ya da beyni besleyen geniş arterlerde blokaj oluşturması.

(Burada bir ara teknik bilgi verelim: Plak ile yağ birikintileri aynı şey değildir. Yağ birikintileri bir koruma mekanizmasıdır ve arterlerin kıvrıldığı ya da kollara ayrıldığı yerlerde görülür ki buralarda kan basıncı yüksektir. Olmaması durumunda yaşlandıkça bu noktalarda arterlerimiz zayıflardı ve anevrizma ve çatlaklara sebebiyet verebilirdi. Normal olan yağlanmada, kan damarları bu değişikliğe uyum sağlamak için genişler. Ama plak oluşumunda damarlar öyle daralır ki ufacık bir pıhtı bile probleme sebebiyet verir.)

Kalp krizinin diğer bir sebebi de kalp ya da beyne giden kanı bloke eden kan pıhtıları veya trombustur. Herhangi bir çatlak vs olmaksızın neden oluştuğu tam olarak bilinmese de arter blokajı olmadığı durumlarda da görülebilir.

Blokajların bir sebebi de enflamasyonlardır. Tıptaki yeni gelişmeler kan damarlarının içindeki berelenme, yaralanmalardan kaynaklanan enflamasyonlardır. (2)

Damar duvarlarının sağlığı da bir başka konudur. Damar duvarlarındaki zayıflıktan kaynaklanan anevrizmalar, damarların açılması ve çatlamasına sebebiyet verebilir ki bunun sonucunda da pıhtılaşma ve hızlı kan kayıpları oluşabilir.

Ek olarak, düz kas hücrelerindeki biokemikal dengesizlikler de spazmlara sebebiyet verebilir ki kalbe giden kan akışını kesmede pıhtılar kadar etkili olabilir.

Nihayet aritmiler, yani kalbim kan pompalama mekanizmasındaki bozukluklar, kan akışını kesebilir ve kalp kaslarının oksijen açlığına veya kalbin tamamen durmasına (kardiyak arrest) sebebiyet verebilir. Bunların da birçok farklı sebebi vardır.

Bazı mikrop, virüs ve bakterilerin kalp hastalıklarına sebebiyet verdiği de bulunmuştur. Oysa ki bu mikrop ve virüsler insanoğluyla yaşıt. Peki niye durduk yere son yüzyıl içinde yükselen oranlarda kalp hastalıklarına sebebiyet vermeye başladılar? Çünkü mikropların kendisinden ziyade bağışıklık sisteminin zayıflığı sorun oluyor. Sağlıklı bir bağışıklık sisteminde başta A ve C vitaminleri olmak üzere birçok vitamin ve mineral bol miktarda bulunur.

Ama azalan yağ tüketimi ile hayvansal kaynaklı A vitamini alınamaz oldu. Ayrıca yine hayvansal kaynaklı olan palmitoleik asit de alınamaz oldu ki mikroplara karşı çok güçlü bir savunma sağlar. Tereyağ (kaymak) ve hindistancevizi yağında benzer özellikler içeren yağ asitleri bulunur.

Tiroid yetersizliği de kalp hastalığı riskini arttırır ama hormon takviyeleri malesef vücudun kendisinin ürettiğinin yerini tutmaz ve kalp hastalığı riskini düşürmez. Tiroid iyot seviyesine bağlı olduğu kadar A vitaminine de bağlıdır. Tiroid yetersizliği olanlar bitkilerdeki keroteni A vitaminine çeviremez, o yüzden de hayvansal kaynaklardan alınması gereklidir. Ama bu hastalara kalp hastalığı riski taşıdıkları için malesef ki az yağlı diyet önerilir.

Bir sonraki yazıda risk faktörlerine değineceğim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
This entry was posted in Kalp Sağlığı, Paleo and tagged , , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

8 Responses to 1. Kalp Hastalıkları Neden Olur?

  1. berna says:

    Ben Atkins’in ölüm sebebi beslenmesi sanıyordum. İlginçmiş…

  2. Pingback: 2. Kalp Hastalıklarını Tetikleyen Risk Faktörleri | Paleo Cafe – Taş Devri Diyeti ile Hizmetinizde!

  3. carmen says:

    Şimdi bu yazıyı okuyunca unutmadan sorayım dedim. Eşim hasimato tiroid hastası Tefor kullanıyor. Bu durumda onda da sanırım a vitamini ile ilgili sorun var. Multivitamin kullanması yeterli olur mu sizce? Yoksa alabileceğimiz başka önlemler var mı? Bu arada rahatsızlığının başından beri hep endokrin uzmanlarına gittik hiç birisi bu bilgiyi vermedi. Hatta kontrol altına alınamadığı için sürekli ilaç dozu arttırdılar sonunda en son doktorumuz ilacı yanlış kullandığımızı belirledi doğru kullanmaya başladı da ilaç dozunu arttırmadan değerler 1 lere indi.

    • Ozlem says:

      Benim de Haşimoto’lu bir tanıdığım var, onun için araştırmıştım biraz. Kendisi de Haşimoto hastası olan ve bu konunun uzmanı ABD’li bir doktorun (adı aklıma gelmedi şu an, gelince eklerim) birinci ağızdan şu cümleyi söylediğini duyduğumda çok etkilenmiştim: “Gluten yemektense kafama kurşun sıkmayı yeğlerim” Resmen tüylerimi diken diken etmişti çünkü çok ciddi bir cümle bu. Bu gibi otoimmun hastalıkları olan kişilerin özellikle tahıllardan uzak durması yapabilecekleri en doğru şey. Aynı doktor gluteni kestikten 90 gün sonra fark görülmesinin beklenmesi gerektiğini de söylemişti.

  4. carmen says:

    Bilgi için çok teşekkür ederim. Eşim de bende iyi ki çok tüketmiyoruz tahılları. Eşimde aynı zamanda reaktif hipglisemi de çıkmıştı o nedenle karbonhidratları ve şekerleri kaldırmıştık tahıllarda minimumda. bir tek öğle yemeğinde kepek ekmeği yiyor 2-3 dilim. Yılbaşından beri 7-8 kg.verdi. Ama hala düşünüyorum düşünüyorum böyle beslenirken ben nasıl kilo veremiyorum bununcevabını bir türlü bulamıyorum :(
    Ayrıca bu sefer gerçekten iyi geceler, her şey için çok teşekkür ederim.

    • Ozlem says:

      Eşiniz o 2-3 dilimi de kesse çok çok iyi eder.

      Sizde de muhtemelen yulaf, yoğun süt ürünü tüketimi, az yağ tüketimi vs gibi etkenler kilo veriminin önüne geçmiştir.

  5. carmen says:

    Günaydın,
    Yıllardır yağlar o kadar çok kötülendiler ki nedense yağ yemememin kilo vermemi yavaşlatabileceği düşüncesi hala inanılır gelmiyor :) Süt ürünlerini bugün itibariyle 1 ay kadar rafa kaldırıyorum yulafta tüketmiyorum. Bugün itibariyle zeytinyağı ve buzluktaki terayağı da beslenme günlüğüme giriyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>