Diyet Mitleri 3: Uzun süre yememek bedeni “kıtlık modu”na sokar


Taş devri günlerinde yer yer kıtlık olduğu muhakkak. Bedenlerimizin de böyle zorlu dönemlerde hayatta kalmak için adapte olduğu da doğrudur. Metabolik hız düşer ve hayatta kalma süresi bu şekilde uzar ki belki biryerlerden yemek bulunur. Ama kıtlığın anlamı gerçekten kıtlıktır. Bir öğünü atlamak ya da 24 saatlik oruç tutmak kıtlık değildir. 3 gün boyunca hiçbirşey yememek bile kıtlık değildir.

Konu ile ilgili yapılmış en eski çalışmalardan birinde metabolizmanın yavaşlaması ancak 60 saatin sonunda görülmüştür. (1)

Hatta tam bir çelişki olarak, kısa süreli oruçlarda metabolizma hızı artar. 36-48 saat sonrasında %3.6-10 arasında artış görülmüş. (2,3)

Evrimsel açıdan bu da gayet mantıklıdır, çünkü zihnimiz tıkır tıkır işlemeye başlar ve hareketlilik kazanırız, hemen yemek bulmak için gerekli iki faktör. Ama 2.5 gün (60 saat) sonrasında halen daha yiyecek bulunamamışsa, o zaman artık dezavantaja dönüşür bu durum, o yüzden de matebolizma yavaşlar.

Ve öğün atladığında dünyası kararan biri ilk araştırmayı okuyup muhteşem sonuçlara ulaşmış ve bir diyet endüstrisini ardından sürüklemiş…

Ben şahsen, bu yazımda da belirttiğim gibi kahvaltı ya yapmıyorum ya da çok geç yapıyorum. Tam ve doyurucu öğünler yemeyi ve bir daha da saatlerce yemekle uğraşmamayı seviyorum.

Yeni diyet akımı da bu yönde: Aralıklı Oruç (intermittant fasting) adı verilen bu diyet türünde tüm yemekler 8 saat içinde tüketiliyor. (Kadınlarda 10 saate kadar esneklik payı var. Ben 8-9 ile rahat ediyorum) Kalan 16 saat boyunca herhangi birşey yenmiyor. Elbette ibadet olmadığı için sıvı tüketmenizde herhangi bir mahsur yok. Belki de bedeniniz bu şekilde daha rahat edecektir, kim bilir?

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
This entry was posted in Paleo and tagged , , , , , . Bookmark the permalink.

7 Responses to Diyet Mitleri 3: Uzun süre yememek bedeni “kıtlık modu”na sokar

  1. Duygu says:

    Kan şekeri düşük zavallılar ne yapabilir? Çay vb. şeyleri şekerli içmiyorum kesinlikle, hazır 52 kiloya da inmişim. Sabah kalvaltısız dışarı adımımı atamam, max 6 saatte bir bir şeyler yemezsem de etraf siyah beyaz oluyor. Sanırım benim metabolizma bu fasting olayını kaldırmıyor.

    Bu arada, ara tüketim için sebze suları geldi aklıma, dün Migros’ta gördüm Tat yapmış, deneyebildin mi? Evde yapmak inanılmaz zor geliyor, besin değerlerine baktım ancak içeriği konusunda halen şüphelerim var sonuçta kutulanmış ürün…

  2. Ozlem says:

    Öncelikle şunu belirteyim: Bu yazı fasting’i savunma yazısı değildir, fasting tavsiye yazısı da değildir. Sadece öğün atlamak öcü değildir, bedeniniz kendini kıtlığa girdi sanacak kadar aptal değildir, istemiyorsanız zorla bireyler yemeyin yazısıdır.

    Ben de kahvaltıyı atlayabiliyorum ama sonrasında 4-5 saatte 1 yemek istiyorum ve kahvaltıyı atlasam da çoğu zaman 3 öğün yiyorum.

    Sebze sularını gördüm ama hiç denemedim, kutulanmış ürün olduğu için. Öte yandan neden elimle ekstra karbonhidrat alayım ki? Ara tüketim için ben daha çok kuru et, badem, peynir (özellikle Naturena parmak peynirler pratikliği ve düşük karbonhidrat değerleri ile gözdem) ya da protein tozu tercih ediyorum. Hem de protein ağırlıklı ara öğün tükettiğim için kan şekerine etkisi çok sınırlı oluyor. Benzer problem bende de vardı eskiden.

  3. hasan says:

    Duygu insanin kan sekeri hic karbonhidrat almasa bile dusmez vucud kendi yagini yada disardan alinan herseyi karacigerde sekere cevirir. Bu mekanizmayi karbonhidratli beslenme yuzunden adam gibi calistiramaz olduk. Fasting olayinin duzelmesi icin sabah kahvaltisinda ilk karbonhidratlari 0 la 6 saat sonra acikmadigini hissedeceksin . Seker günümüzde bulunsaydi uyusturucular icinde en üst düzeyde olur ve yasaklanirdi. Fasting dedigin olay aslinda seker bagimliligi olmasin ?

  4. İbrahim Çırğaoğlu says:

    Aman öğün atlamayın,az az sık sık yeyin şeklinde öğüt verenlerin dayandıkları bilgi ve veri kaynakları genellikle A.B.D.’deki kısa adı F.D.A.olan A.B.D. gıda ve ilaç dairesi ve onların medyadaki temsilcileridir. İnsanlar çok yemeli,ne olduğu belirsiz ürünleri bolca tüketmeli ki gıda tröstleri çok kazansın,bunlar nedeniyle hastalıklar da artsın ki ilaç tröstleri de kazansın.FDA ile konularda Prof.Ahmet Rasim Küçükusta’nın epeyce makalesi var.Malesef Türkiye’de de bu gıda ve ilaç tröstlerinin bilerek ya da bilmeyerek borazanlığını yapanlar o kadar çok ki. Bizleri sağlıklı beslenme konusunda samimi olarak aydınlatan; Özlem Tabakoğlu,Ahmet Aydın,Kenan Demirkol,Canan Karatay,Yavuz Dizdar,Aidin Salih ,Kemal Özer gibi bilim insanlarına teşekkürü şahsen ben büyük bir borç olarak görüyorum.İyi ki varlar.

  5. seda says:

    ben 16 yaşındayım 58 kiloyum boyumda sanrım 1.50
    10 günlük diyetteyim ve 1 günlük sadece 1 günlük aşırı derecede çok yedim ama diğer günler diyete devam edeceğim kilo almışmıyımdır acaba ?

Bir Cevap Yazın